30 Haziran 2013 Pazar

Mutluluğun formulü 40 ayette gizli..


.

İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.

Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

Saff 2: Yalandan uzak dur.

Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.


Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

İsra 23: Anne ve babana ‘off‘ bile deme.

Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.

Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

Necm 3: İnanma duygunu diri tut.
Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme
Alıntı

NEDEN ?


* Neden bozulan otobüsün yolculari bizim otobüsümüze aktarildiginda onlara mültecilermis gibi bakariz?

* Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalisiriz? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir?

* Neden insanlar birbirlerine sarilinca saga-sola sallanirlar?

* Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sinifina kadarmögretmene 'ögretmenim' diye seslenirken altinci sinifta bir anda 'hocam'diye seslenmeye baslarlar?

* Neden sinavlarda '4 yanlis bir dogruyu götürür' seklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandirilirlarda '4 dogru bil, bir dogru da bizden' seklinde bir kampanya baslatilip zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?

* Neden insanlar kapali bir alandan yagmur yagan alana çikinca kafalarini egerler? Yagmura duyulan saygidan midir yoksa ondan tirstigimiz için midir?

* Neden dükkanini kapatip giden esnaf, kapiya '10 dakika sonra dönücem' yazar, ne zaman gittigini nasil anlariz?

* Televizyona çikan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanirlar?

Örn: Su anda 70 milyon bizi izliyor...

* Neden gözlerinden öperim denir? Insan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var midir? Kimse kimseyi gözünden öpmüs müdür?

* Dügünlerde neden 'Dom Dom Kursunu' ile göbek atilmaktadir.'Bir avci vurdu beni, bin avci beni yedi' gibi sözlerbesliginde kendinden geçen baska milletler var midir?

* Neden bazi kizlarimiz sirin bir hayvancagiz gördüklerinde 'inanmiyorum!' derler, inanilmayacak olan nedir?

* Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?

* Dolmuslardaki fiyat tarifesinde 'en kisa mesafe' neden 'indi-bindi' olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi binilir?Bir terslik yok mudur?

* Bir programi kurarken neden 'kabul ediyorum' ya da 'kabul etmiyorum' seçenekleri vardir? O kadar parayi bayilip bir bilgisayar programi satin aldiktan sonra 'kabul etmiyorum' seçenegini isaretleyen bir takim saf kisiler mevcut mudur?

* Bulmacalarda boru sesinin karsiligi neden hep 'ti'dir?Bulmacalari hazirlayan arkadaslar hiç 'ti' diye ses çikaran boru görmüsler midir?

* Ipana 7 reklamindaki kiza 'Ne zamandan beri Ipana 7 kullaniyorsun?' diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çiktigini bilmemekte midir?

* Neden futbol takimi olan Ajax 'Ayaks' diye okunur da temizlik ürünü Ajax 'Ajaks' diye okunur? *

* Neden ilanlarda 'doktordan temiz araba' diye yazilir?Hipokrat yemininde 'arabami temiz kullanacagim' seklinde bir madde mi vardir?
Alıntı

Bir seyin imkânsiz olduguna inanrsanız,



aklınız bunun neden imkânsiz olduğunu size
ispatlamak üzere çalışmaya baslar.
Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda,
gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere
çözümler bulma konusunda size yardim etmek için çalışmaya başlar..

Dr. David J. Schwartz

Son Söz

Boğazından lıkır lıkır geçen
Şu suyun kıymetini bil
Nedir ki bu mavilik deme
Pencereden görebildiğin kadar
Göğün kıymetini bil
Kıymetini bil çiçek açmış bademin
Güneşli odanın çamurlu sokağın
Beyazın siyahın yeşilin
Pembenin kıymetini bil
Dirilik öyle bir şey yürekte
Sevinçle çırpınır
Kavak yelleri eser insanın başında
İnsanoğlu kızar öfkelenir savaşır
Halk için girişilen savaşta
O korkulu sevincin
Öfkenin kıymetini bil
Bil ki bu
Budur işte
Güneş yalnız dirileri ısıtır
Güneşin kıymetini bil.

Oktay Rıfat

"Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.. "Ben de hayallerimi.

Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası..

Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin
krokisini de çizdi.Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin
ayrıntılı planını da ekledi.

Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı.

Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.

"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına çocuk..

"Bu senin yasında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası.. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım.
Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman
imkansız" ve ekledi:

"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."

Çocuk evine döndü ve uzun düşündü. Babasına
danıştı.

"Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."

Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir
degisiklik yapmadan geri götürdü hocasına..

"Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.. "Ben de hayallerimi.


alıntı

Hayatın gizemini ve mutluluğu arayan bir genç vardır.



Bu genç hayatın gizemine ve mutluluğun kaynağına ulaşmak için bilgelerden yardım ister.

Ve sonunda derdine bir kralın derman olabileceğini öğrenerek bilge kralın karşısına çıkar.

"Bana hayatın gizemini ve mutluluğun kaynağını anlatır mısınız?" der.

Kral kendisine daha sonra yardımcı olabileceğini söyler.

Şimdi gidip sarayını dolaşmasını ister. Gence bir kaşık verir. Kaşığın içerisine de iki damla yağ koyar ve yağı dökmemesini tembihler.

Genç gidip sarayı dolaşır ve kendisine söylenen saatte tekrar kralın karşısına gelir.

Kral:

"Sarayımı iyice dolaştın mı?" der.

Genç "evet" der.

Peki, der kral; gencin elindeki kaşığa bakar, yağ dökülmemiştir.

Kral:

"Sarayımdaki ünlü ipek halıları gördün mü?" der.

Genç "hayır" der.

Peki, bahçemi gezdin mi? Çok güzel çiçekler vardı, bahçıvanım onları uzun yıllarda yetiştirdi, onları gördün mü diye sorar.

Genç "hayır" der.

Kral, ya muhafızları gördün mü? Çok eğitimli ve disiplinli bir ordum var.

Genç, görmedim der.

Kral, tekrar kaşığa yağı damlatır ve "yeniden sarayımı gez" der.

Etrafına iyi bak, demeyi de ihmal etmez.

Genç elinde kaşıkla birlikte tekrar sarayı gezmeye başlar. Sarayın muhteşemliğini görür, şaşkınlıkla tekrar kralın karşısına gelir.

Hayretler içinde krala gördüğü bahçeden, ipek halılardan ve sarayın muhteşemliğinden söz eder. Bilge Kral, peki kaşıktaki yağa bir bakalım, der.

Gencin elindeki kaşıkta yağ kalmamış, hepsi dökülmüştür. Yağdan eser yoktur.

Bilge Kral gence:

İşte hayatın gizemi ve mutluluğun kaynağı budur, elindeki iki damla yağı yitirmeden etrafına bakabilmeyi öğrenmektir, der.


alıntı

Bolluğun sırrını aramaya çıkan genç bir adam ile ilgili kadim bir vedik öykü vardır.


Aylar boyunca tüm ülkede seyahat eder, bir gün ormanın derinliklerinde spiritüel bir üstada rastlar ve ona sınırsız zenginliğe ve varlığa sahip olmanın anahtarını bilip bilmediğini sorar.
Spiritüel üstat şöyle yanıtlar,
“Her insan varlığının kalbinde iki tanrıça vardır:
Zenginlik tanrıçası Lakshmi, o cömert ve güzeldir.
Eğer ona ibadet edersen, sana hazineler ve zenginlikler ihsan edebilir, ama kaprislidir ve seni uyarmadan desteğini geri çekebilir.
Diğer tanrıça, Bilgeliğin Tanrıçası Saraswati’dir.
Saraswati’ye hürmet edersen ve kendini bilgelik elde etmeye adarsan,
Lakshmi kıskanır ve sana daha çok dikkat gösterir.
Ne kadar çok bilgelik ararsan, Lakshmi o kadar hararetle senin peşine düşer, sana zenginlik ve bolluk yağdırır.”
Birçok insan yaşamlarını Lakshmi’nin – para, süslü evler, lüks arabalar ve diğer zenginlik sembolleri – peşine düşerek harcarken, gerçek bolluk egonuzun dilek listesini zamanında karşılamak ile ilgili değildir.
Gerçek bolluk aslında olduğunuz kişinin saf bilinç, saf potansiyel olduğunu bilmektir.
Benlik duygunuz; ego zihin ve fiziksel bedenle özdeşleşmenin ötesine genişler
ve siz asıl ruhsal doğanıza uyanırsınız.
Bu genişlemiş farkındalık halinde, sınırlayıcı inançları ve korkuları salıverirsiniz,
sonsuz zeka alanının gereksinimlerinizi ve arzularınızı çabasız kolaylıkla gerçekleştirmesine izin verirsiniz.
Şimdiki ekonomik iklimimizde, kitlesel korku ve kıtlık hipnozu neredeyse karşı konulamaz durumda olabilir.
Zihinsel enerjilerinizi üzüntüyle tüketmek yerine, ruhsal zenginlik, coşkunluk geliştirmeye ve potansiyelinizi gerçekleştirme arzunuza odaklanın.

Bunu nasıl yaparsınız?
Meditasyon yaparak, gerçek doğanız ile bağlantı kurarak, bilgelik arayarak
ve ‘Başarının Yedi Ruhsal Kuralı’nı uygulayarak.
Bunlar her yaratıcı işlemi yöneten bilincin evrensel yasalarıdır.
Bir bebeğin doğumundan bir galaksinin doğumuna kadar. Kendinizi bu kozmik yasalara uyum içinde hizaladığınız zaman, yaşamın doğasında var olan bolluk olursunuz.
Bolluk dostluk, para, yaratıcı ifade, iyi sağlık, sevgi dolu ilişkiler, zihinsel enerji ve coşkunluk, zihin huzuru ve diğer sonsuz şekillerde gelebilir.
Ancak zenginlik nasıl tezahür ederse etsin, önemli nokta şu ki bu etkiler içsel ruhsal uyanışın kendiliğinden olan doğal sonuçlarıdır; bunlar kendi adlarına aranmazlar.
Para, başarılar, ödüller, bunların hepsi yaşamın gerçek armağanının yan ürünleridir; yaşamın gerçek armağanı içsel ilahiliğinizin ortaya serilişidir.

Deepak Chopra

İnsanlar seni incitemezler, onlar sadece içinde taşımakta olduğun incinme duygusunu harekete geçirebilirler.


İnsanlar seni reddedemezler, onlar sadece içinde taşımakta olduğun reddedilme hissini harekete geçirebilirler.
İnsanlar seni değersiz kılamazlar, onlar sadece senin içindeki değersizlik hissini harekete geçirebilirler.
Sen bu sınırlandırma etrafında oluşturduğun duygusal yükü ortadan kaldırıncaya dek, bu böyle devam eder.
İçinde taşıdığın sınırlandırmaları ortadan kaldırdığında ise bir daha sende bu duyguları harekete geçiremezler.

Rikka Zimmerman

Liderliğin Tao Felsefesi

Dünyaya olumlu bir etkiniz olmasını mı istiyorsunuz?
Öncelikle hayatınızı düzene sokun. Davranışlarınızın erdemli ve etkili olması için kendinize tek bir ilke edinin. Bunu yaparsanız, saygı ve güçlü bir etki kazanırsınız.
Siz ve davranışlarınız, bir dalga etkisiyle başkalarını etkiler. Bir dalga etkisi de işe yarar çünkü herkes bir başkasını etkiler. Güçlü insanlar güçlü etkiler yaratır.
Yaşamınızda işler iyi giderse, ailenizi etkilersiniz.
Ailenizde işler iyi giderse, aileniz toplumu etkiler.
Toplumunuzda işler iyi giderse, toplumunuz ülkeyi etkiler.
Ülkenizde işler iyi giderse, ülkeniz düynayı etkiler.
Dünyanızda işler iyi giderse, dalga etkisi evrene yayılır.
Etkinizin sizde başlayıp dalgalar halinde dışarıya yayıldığını unutmayın.
Öyleyse, etkinizin güç ve erdem demek olduğundan emin olun.
Bunun işe yaradığını nasıl anlayacağım?
Bütün fidanlar, verimli ve etkili bir çekirdekle serpilir.
İşte siz, o "çekirdeksiniz".

The Tao of Leadership

Her ne zaman başınıza olumsuz birşey gelse, o sırada bunu göremeseniz de, onun içinde saklı derin bir ders vardır.

 Kısa süren bir hastalık ya da bir kaza bile size yaşamınızda neyin gerçek olduğunu, neyin olmadığını, nihai olarak neyin önemli neyin önemsiz olduğunu gösterebilir.
Daha yüksek bir perspektiften görüldüğünde, koşullar daima olumludur. Daha kesin konuşmak gerekirse, onlar ne olumlu ne olumsuzdur. Onlar oldukları gibidir. Ve siz olanı tümüyle kabul ederek yaşadığınızda ki bu akıllıca yaşamanın tek yoludur; artık yaşamınızda 'iyi' ya da 'kötü' diye birşey olmaz.
Sadece ''kötüyü'' de içeren yüksek bir hayır vardır.

Eckhart Tolle

Sağlık; bedeniniz, aklınız ve ruhunuz arasındaki anlaşmanın bir ilanıdır.


Sağlıklı olmadığınız zaman, hangi kısımlarla hemfikir olmadığınızı görüyorsunuz. Belki de bedeninizi dinlendirmenin zamanı gelmiştir ancak aklınız bunu bilmektedir. Belki de olumsuz, sinirli düşünceler ve geleceğiniz hakkında endişeler kafanızın içinden çıkmadığı için bedeniniz de rahatlayamamaktadır.
Vücudunuz size kendi gerçeğinizin ne olduğunu gösterir. Buna çok dikkat edin. Bedeninizin size neyi gösterdiğine dikkat edin; size söylediği şeye kulak verin.
Neale Donald Walsh

İSTEDİĞİNİZ ŞEYLERİ HIZLANDIRMANIN 12 YOLU


1) İsteyin. Size yardım sunanlardan yardım istemelisiniz (melekler, rehberler vs). İstemekle, iletişim ve rehberlik için kanal açarsınız.
2) Meditasyon yapın. Bu çoğu zaman spiritüel büyümenin en hızlı yoludur.
3) Bağışlayın. Hemen hemen herkes bir şey için birini bağışlamaya gereksinim duyar (Kendisini bile). Bağışladığınız zaman oluşturulmuş karmayı ve salıverilmeye gereksinim duyulan diğer şeyleri salıverirsiniz.
4) Beden çalışması. Bedeninize, tapınağınıza uyulmanın. Bedeninize doğru davranın ve titreşiminizi yükseltin. Bu başka her şey ile birlikte çalışır.
5) Öğretmenler. Öğretmenlerinizi kazanın. Çalışmayı yapmaya istekli olduğunuzu ve misyonunuzu gerçekleştirmeye hazır olduğunuzu bilsinler.
6) Kanallık yapın. Yüksek benliğinizden, ruhsal rehberlerden, ve en yüksek hayra hizmet eden diğerlerinden gelen bilgi ve bilgeliğe kanal olun.
7) Şimdi. Geçmişin anılarında, geleceğin hayal vizyonlarında yaşamayın. Tamamen anda yaşayın.
Tezahür ettirin. Realitenizi olmasını istediğiniz şekilde yaratın. Eskiyi temizleyin ve bir vakum yaratın, yaşamınıza yeni şeyler tezahür edebilir.
9) İzin verin. Şeylerin doğal olarak ortaya çıkmasına izin verin. İman sahibi olun. Güvenin.
10) Kutsayın. Her anı ve her durumu kendi mükemmelliği içinde kutsayın.
11) İmgeleyin. Taç çakranızdan bedeninize beyaz ışığın girdiğini ve özünüzü saf, güçlü sevgi dolu enerji ile doldurduğunu imgeleyin.
12) Sevin. Koşulsuz sevgi içinizdeki güzelliği, sizinle temas eden herkesle paylaşmanın yoludur. Zor bir duruma sevgi getirin ve onun pozitif şekilde dönüştüğünü izleyin.
Andrew Lutts

Aborjin Öğretisi

Kalbinden gelen sesi dinlemek sana bir şeyin ne zaman yeterli olduğunu söyleyecektir. Kafanın söylediklerini duymakla kalbinden gelen mesajı dinlemek arasındaki farkı öğren. Kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür. Kalbin konuşması sonsuzluktan gelir.

Tüm dikkatini hayatındaki en önemli varlığa,


Kendine yönelt!
Sen evrenin merkezisin,
Merkezi iyi bilmezsen,
Hiçbir şey bilemezsin...!

Stefano D'Anna

YEDİ RUHSAL KURAL



1. Saf Güç Kuralı
Sessiz ol, Yargılama, Doğayla baş başa kalabilmek ve her varlığın içindeki zekâya şahit olmak için her gün zaman ayır.

2. Alma / Verme Kuralı
Bir hediye ver, bütün hediyeleri şükranla al, insanlara mutluluk ve coşku dile. Alma ve verme evrende bir denge oluşturur. Aldığın ne olursa olsun karşılığında bir şey ver. Her zaman alma-verme dengesine dikkat et.

3. Etki ve Tepki Kuralı
Bütün seçimlerin sahibi olacağım, "Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları neler olacaktır?" ve "Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diğer insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?"

4. En Az Çaba Kuralı
Bugün, insanları, durumu, şartları ve olayları olduğu gibi kabul edeceğim. İçinde bulunduğum durumun sorumluluğunu kabul edeceğim. Bütün görüşlere açık olacağım ve hiçbir görüşe kaskatı bağlı olmayacağım.

5. Niyet ve Arzu Kuralı
Arzularımın listesini yapacağım. Olayların istediğim gibi gelişmediği zamanlarda arzularımın listesini serbest bırakıp onu yaradana teslim edeceğim. Bütün hareketlerimde, şimdiki anın farkındalığının gerekliliğini kendime hatırlatacağım.

6. 'Ayrı Olmak' Kuralı
Sonuca bağımlılıktan vazgeç, arzularından ve niyetlerinden değil.
Bugün, kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olmaları özgürlüğünü tanıyacağım. Belirsizliğin hikmetiyle güvene kavuşacağım.

7. 'Dharma' veya 'Yaşamın Amacı' Kuralı
Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim. Özel yeteneklerimin bir listesini yapacağım. "Nasıl hizmet edebilirim?" ve "Nasıl yardım edebilirim?" diye soracağım.
 Deepak Chopra

12 Haziran 2013 Çarşamba

"Zor zamanlar geçiriyorsanız, sevdiklerinizi kaybetmekten dolayı acı çekiyor ya da gelecekten korkuyorsanız, hayatın sadece şimdiki zamandan mevcut olduğunu aklınızdan çıkarmayın, tüm düşünce ve hatıralarınızı şimdiki zamana yöneltin. Böyle yaptığınız takdirde, geçmişe ait tüm acılarınız, geleceğe dair tüm endişeleriniz yok olur gider, mutluluğu ve özgürlüğü duyumsarsınız."

L. Tolstoy

10 Haziran 2013 Pazartesi



ALLAH  'IM ben derdimi yalniz sana arz ederim.Sen merhametlilerin en merhametlisisin
Mazlum ol..
Zalim olma..
Üzül de Üzen olma..
"Mahşerde" Hesap zordur..
Ezil de Ezen olma ... !!!

Mevlana

Kalp, Ruh'a demiş ki:
Ben severim,aşık olurum ama nedense acısını sen çekersin.
Ruh da ona cevap vermiş;
Sen yeterki sev.

-Mevlana-

Ya her şey birden hiç olmamış olsa...


Eddi Anter
"Kibar ve dostca davranarak insanları esnek ve itaatkar yapabilirsiniz: Bu yüzden sıcaklık balmumu için neyse kibarlık da insan doğası için odur."

Schopenhauer - Aforizmalar

Şartlandırılma biçiminize bağlı olarak hayaller görmeniz kaçınılmazdır

Şartlandırılma biçiminize bağlı olarak hayaller görmeniz kaçınılmazdır; İsa’yı, Buda’yı veya her neye inanıyorsanız onu görürsünüz ve ne kadar inançlıysanız hayaller -kendi isteklerinizi ve güdülerinizin dışavurumları- o kadar güçlü olacaktır.

 Krishnamurti

EVDE NE VARSA DİYETİ

EVDE NE VARSA DİYETİ
sabah kalkınca 2-3 kuru kayısı ve 2 bardak ılık su içiyoruz
saat 8-9 gibi kahvaltı
1 kibrit kutusu peynir
1 yumurta

5 zeytin
domates-salatalık bol yeşillik (sınırsız)
yumurta yemezseniz peynir 2 k.kutusu olsun
1 dilim çavdar ekmeği
10:30 Ara Öğün 1 meyva veya 5 fındık 2-3 kuru kayısı
13:00 - 14:00 arası Öğlen
bol salata
6-7 kaşık evde ne varsa yemek
1 kase yoğurt
15:30 - 16:00 Araöğün
3 adet diyet bisküvi veya
5 fındık + 2 kuru kayısı
18:30 -19:00 akşam yemeği
6-7 kaşık evde bulunan yemekden
1 kase yoğurt
bol salata
1 dilim çavdar ekmeği veya 1 kepçe çorba
20:00 de meyva 1 mandalina veya 1 portakal veya 1 elma
akşam saat 20:00 den sonra birşey yenmiycek çok açlık hissedilirse 1 bardak tarçınlı ılık süt
gün içinde bitki çayı ve bol su içilicek

Dr. Ayça Kaya/ 1 haftada 2-3 kg diyeti

 Dr. Ayça Kaya/ 1 haftada 2-3 kg diyeti

Sabah (Saat 07.30-08.00 gibi)
1 dilim peynir ya da 1 tane yumurta
2 dilim ekmek (kepekli ekmek ya da çavdar ekmeği olabilir)

Bolca maydanoz, roka, dereotu, tere
3-4 zeytin
Şekersiz çay

Ara ( Saat 10.00 gibi)
1 çay bardağı süt (istenirse süt yerine yoğurt da tercih edilebilir. Sütün içine azıcık kahve koyarsanız içerdiği kafein nedeniyle metabolizmanın hızlanmasına etkisi olacağını söyledi)

Öğle
Izgara et (Sabah yumurta yenmediyse yumurta da olabilir)
1-2 dilim ekmek
Bol salata
1 bardak ayran
İkindi
1 bardak yoğurt
2 kaşık yulaf
1 meyve (Öğle yemeğinde doymadıysanız meyveyi öğle yemeğinin ardından da yiyebilirsiniz)

Akşam
1 kase çorba
4-5 kaşık zeytinyağlı yemek
1 kase yoğurt
1 meyve

Beraberinde en az 8 bardak su içilmesi öneriliyor, hatta 12 bardak içilebilirse çok çok daha iyi.

Bunun yerine buzlu bir bardak suyu tercih edin.

Yemeklerde değişiklik yaparak haftada yarım kilo verebileceğimiz söyleyen
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ferin Batman, fazla kilolardan kurtulup sağlıklı bir yaşama kavuşmak için gerekli 10 adımı sıraladı.
1. Gazlı ve şekerli içecekleri hemen kesin! Bir şişede 150-170 kalori bulunur ve ayrıca besleyici de değildir.

Bunun yerine buzlu bir bardak suyu tercih edin.
2. Yürüyüşe çıkın! Günde 2 kez, 15’er dakikalık yürüyüş size ayda yarım kilo kaybettirir.
3. Cips yerine patlamış mısır yiyin! Patlamış mısıra oranla, bir paket cipste 10 misli daha fazla yağ ve de 60 kalori vardır. Sadece bu değişiklik bile size ayda 250 gr. kaybettirir. Hatta havucu tercih ederseniz, 250 gr. daha vermiş olursunuz.
4. 700 kalorilik standart bir hamburger yerine 400 kalorilik küçük boy hamburgeri tercih edin. Hatta mayonezden de kaçının. Bu seçiminiz bile ayda 250 gr. daha az kilo demektir.
5. Bisiklete binin! Televizyon karşısında saatlerce oturmak yerine, kondisyon bisikletine binip pedal çevirmeye başlayın. Böylece 200 kalori yakmış olursunuz. Haftada 5 kez sevdiğiniz dizinizin önünde 20 dakikalık pedal çevirerek, ayda yarım kilo verebilirsiniz.
6. Tatlı müsli yerine, kepekli gevrek yiyin hatta tatlandırmak için de içine kuru üzüm ekleyebilirsiniz. Ayrıca yağlı süt yerine, yağsız ve kaymaksız sütü deneyin (bu da 70 kalori ve de ayda 250 gr. kilo vermek demektir).
7. Ekmeğinize yağ sürer misiniz? Peki, ton balığınıza mayonez? Tam yağlı sütü mü tercih edersiniz? Dondurmanız tam yağlı sütten mi yapılmış? Sadece kullandığınız ürünlerin markalarını değiştirin ve yağsız olanları tercih edin. Böylece ağzınızın tadını bozmadan bir kaşıkta 75 kalori kar etmiş olursunuz. Diyet ürünlerine geçmekle ayda 1 kilo verebilirsiniz.
8. Havalar çok güzel. Arabanızı kendiniz yıkamaya ne dersiniz?


Beslenme ve Diyet Uzmanı Ferin Batman

Başınıza gelen her şeyde kendinize ya acıyabilirsiniz ya da o olayı bir armağan gibi değerlendirebilirsiniz.

Başınıza gelen her şeyde kendinize ya acıyabilirsiniz ya da o olayı bir armağan gibi değerlendirebilirsiniz.
Her şey büyümek için bir fırsat veya büyümenin önünde bir engeldir.
Seçim sizin...

Wayne Dyer

YENİ BAŞLANGIÇLAR


ASLA ERTELEME


BAŞARI BENİM ELİMDE


BAŞARI ÇALIŞ AZİM ODAKLAN HEDEFİ BELİRLE BAŞAR


“Wellness her sabah yürüyebilmek, istediğiniz hayatı yaşamak için yeterli enerji, zaman ve özgürlüğünüzün olmasıdır.”

Wellness nedir

Welness sağlıklı yaşam anlamına gelmektedir. Sağlıklı yaşamın şartlarından olan doğru beslenme ve spor ile birlikte edinilen fiziksel ve zihinsel iyi olma durumudur.iyi görünmek , iyi hissetmek ,iyi yaşamak demektir. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek demektir

''Günümüzde wellness; iyi görünmek - iyi hissetmek -iyi yaşamak demektir. Sağlıklı ve kaliteli bir yaşam hepimizin hakkıdır''

“Özellikle düzenli egzersiz ve doğru beslenme alışkanlıkları ile birlikte edinilen fiziksel olarak ve zihinsel olarak iyi olma durumuna Wellness denir.”

“Wellness her sabah yürüyebilmek, istediğiniz hayatı yaşamak için yeterli enerji, zaman ve özgürlüğünüzün olmasıdır.”

“Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayalleriniz ise her yere.” A. Einstein

Hayallerinin Peşinden Gitmek

Çevrenizde başarılı insanlar veya ilham aldığınız insanlar var mı? Ben olduğunu varsayıyorum ve sizden bu kişileri aklınıza getirmenizi istiyorum.

Bu başarılı insanlardan herhangi biri hayattan ne istediklerini bilmeden sürüklenip gidiyorlar mı? Hiç bir şey yapmadan yeni fırsatların karşılarına çıkmalarını mı bekliyorlar? Hiç sanmıyorum.

Başarılı insanların hedefleri var ve ne istediklerine karar verip onları gerçekleştirmek için harekete geçerler. Hayatta amaçları ve hayalleri vardır. Hayalini kurdukları şeye ne kadar yaklaştıklarına bakarak ilerlemelerini görebilirler. Yoksa arabanızla öndekini takip eden kişiden hiç bir farkınız kalmaz. “Nereye gitmek istediğimi bilmiyorum ve o yüzden herkesin yaptığı şeyi yapacağım.” demiş olursunuz.

Geleceğe dair hayalleri olan kişiler hayattan çok daha fazla zevk alır, yaptıkları her şeyden memnuniyet duyarlar. İstediğiniz her şeyi yapabilirsiniz ancak önce ne istediğinizi bilmeniz gerekir. Şu anda motive olmanızı sağlayacak parlak ve güzel bir gelecek hayali kurabilirsiniz. Kötü bir günün ardından iyi bir gelecek hayali, toparlanmanızda yardımcı olur ve hayallerinizi gerçekleştirmek için bir an önce harekete geçersiniz. Şuanda size angarya gibi gelen her işi, hayalini kurduğunuz geleceğe doğru giden yolun taşları olarak düşünüp, bunların üstesinden kolayca gelebilirsiniz.

Hayatınızı daha heyecanlı bir hale getirmek sizin elinizde. Birçok insan, işlerinin kaderleri olduğunu düşünerek yaşar. Ancak mutlu ve zinde hissedebileceğiniz işler yapmak sadece sizin elinizde. Hedeflerinizi ve hayallerinizi belirleyip bir an önce harekete geçin.

“Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayalleriniz ise her yere.” A. Einstein

Her başarılı her bir insanın amacının olduğunu duydum. Ne yapacaklarını ve ne zaman yapacaklarını başkalarının onlara dikte etmesine izin vermeksizin, kontrolü kendi ellerinde alıp, ne istediklerini belirler ve gerçekleştirmek istedikleri geleceğe ulaşmak için yola koyulurlar.

Şimdi sıra sizde. Hayat sizin hayatınız, o yüzden de hedeflerinizin ne olduğuna karar vermek size kalmış. Hayattan neler istiyorsunuz? Hayatınızda neler olmasını ve kim olmak istediğinizi düşünmeye biraz zaman ayırın. Bunu yaptığınız için bir gün mutlaka kendinize teşekkür edeceksiniz.

Başarıyı iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zaman değerlendir

KIRK ALTIN ÖĞÜT
1.Ucuz araba kullan ama alabileceğin en güzel evi al.
2.Adam gibi üç fıkra öğren.
3.Sevinçlerini sakın erteleme.
4.Hayatı ve hayat arkadaşını sev.
5.Her gün 30 dakika yürüyüş yap.
6.Her yemekten önce şükret.
7.Bir arkadaşına sırrını açmadan önce iki kere düşün.
8.Kim olduğunu, nereden geldiğini unutma..
9.Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork.
10. Çocukların adalet kelimesini duyduklarında seni hatırlayacak gibi yaşa
11. Kibirli olma, yalancı olma, sevgisiz ve saygısız olma.
12. Kendini ve başkasını affetmesini bil.
13. Dinine ait kitabı tam anlamıyla okumak için kendine bir yıl süre tanı.
14. İlk yardımı öğren.
15. Bir seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.
16. Her gün altı bardak su içmeyi unutma.
17. Seni seven insanları koru.
18. Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene.
19. Seyahate çıkarsan, cüzdanına sana ait sağlık bilgilerini, ev adresini ve telefon
numaranı kaydetmeyi unutma.
20. Başarıyı iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zaman değerlendir.
21. İyi bir evliliğin iki şey bağlı olduğunu unutma: Birisi doğru insanı bulmak, ikincisi doğru insan olmak.
22. Anne ve babanı, karını ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.
23. Sevimsiz olmayacak şekilde farklı fikirde olmayı öğren.
24. Cesaretli ol. Dönüp hayatına baktığında yaptıkların için değil yapamadıkların için üzüleceksin.
25. Yanlış yapanları, yanlış yapmadan yapıcı bir şekilde eleştir.
26. Keyifsizliğini asla açığa vurma.
27. Yalaka olma, dalkavuk olma, ispiyoncu olma.
28. Nasıl bir duygu olduğunu öğrenmen için 24 saat hiç kimseyi ve hiçbir şeyi eleştirme.
29. İyiliği ve iyilik dolu sözleri esirgeme.
30. Çocukların hakkında başkalarına iyi şeyler söylerken, bırak onlar seni duysun.
31. Güç, sahip olduğun mallara bağlı değildir. Bunu hiç unutma.
32. Biriyle tanıştığın zaman elini uzat ve adını söyle.
33. Kalem ve not defterini hep yanında taşı.
34. Zamanı ve kelimeleri boş yer harcama... İkisi de değerlidir.
35. Senden az ya da çok parası olanlarla konuşurken paran hakkında konuşma.
36. Zor şeyleri elde etmenin tadını çıkar.
37. Birisinin “kahraman”ı ol.
38. Neyi ve kimi, niçin desteklediğini insanlara söyle.
39. İnsanları küçümseme, küçülen sen olursun.
40. Güne başlamadan önce mutlaka aynaya bak ve
“Acaba ben sevilen bir insan mıyım?” diye kendine sor

H.Jackson Brown

Hayatta her ne konuda olursa olsun başarının yolu tekrardan ve çok çalışmaktan geçer

Başarının Yolu: Tekrar
Hayatta her ne konuda olursa olsun başarının yolu tekrardan ve çok çalışmaktan geçer.

İnsan tekrar tekrar alıştırma yaptıkça bir şeyin tekniğini içselleştirmiş olur. Bunu daha çocukken, Brezilya'da ailemle yaz tatiline gittiğimiz bir taşra kasabasında öğrenmiştim. Oradaki bir demircinin çalışma biçimi beni büyülemişti: Karşısına oturur, çekicin etrafa havai fişekler gibi kıvıldımlar saçarak sıcak çeliğin üzerine inmesini saatlerce seyrederdim. Bir keresinde sordu bana:

"Sence hep aynı şeyi mi yapıyorum?"
Evet, dedim.

"Hayır, öyle değil. Çekiç her seferinde farklı iner, bazen daha sert, bazen daha yumuşak. Fakat bunu yıllarca aynı hareketi tekrar ederek öğrenebildim. Ta ki düşünmeden, el yordamıyla yapabilir hale gelinceye dek."

Bu söz aklımdan hiç çıkmadı.


((Paulo Coelho))
BAŞKALARI İÇİN YOL AÇIN, KENDİ YOLUNUZDA AÇILSIN!

Hikayemizdeki kral, halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar vermiş. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce hatırlarda kalacak bir yarışma düzenlemek istemiş. İsteyen herkesin bu yarışmaya katılabileceğini ilanmiş ve yarışmanın sonunda bu yoldan ''en güzel geçecek'' kişiyi kendisinin belirleyeceğini söylemiş. Yarışma günü memleketin her yerinden insanlar başkente akın etmiş. Bazıları en güzel arabalarını bazıları da en güzel elbiselerini getirmiş. Kadınlardan kimi saçlarını en güzel biçimde taramış kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmiş.

Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu. Nihayet bütün bir gün insanlar bu yoldan geçmiş, fakat yolu tamamlayıp tekrar kralın yanına döndüklerine hepsi krala aynı şikayette bulunmuş: "Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yoldan geçişi zorlaştırıyordu. Hatta bu yüzden geri dönenler bile oluyordu". Günün sonunda yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaşmış. Üstü başı toz, toprak içindeymiş, ve kralın önünde büyük bir saygıyla eğilerek ona, altınla dolu bir torba uzatmış ve demiş ki: "Yolculuğum sırasında yolu tıkayan, insanların yolculuk etmesini zorlaştıran bir taş ve moloz yığını gördüm. İnsanlar rahat etsinler diye bu taş ve moloz yığınını ortadan kaldırabilmek için durdum. Yolu temizlerken, taşların altında da bu altınla dolu torbayı buldum. Halktan kimsenin bu kadar altını olamayacağına göre, bu altınlar size ait olmalı buyurun"

Kral gülümseyerek cevap vermiş: "O altınlar sana ait." "Hayır, benim değil diye cevap vermiş bizim yolcu. "Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı." "Evet" demiş kral. "Bu altınları sen kazandın, çünkü yarışmanın galibi sensin. Yoldan ''en güzel geçen'' kişi sensin. Çünkü, YOLDAN EN GÜZEL GEÇEN KİŞİ; YOLDA, SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEYİP ARDINDAN GELENLER İÇİN YOLDAKİ ENGELLERİ KALDIRAN KİŞİDİR!" İşte gerçek bir liderin yapması gereken de budur. Birlikte çalıştığı kişilerin önündeki engelleri kaldırıp onlara yol açan, bu yolu aydınlatan, bu yolculuk için onları yüreklendiren kişiler olmalı Liderler
HERKESİN OKUMASI GEREKEN BİR YAZI..

Bütün Dünya “Hayır!” Dediğinde

Henry Ward Beecher genç bir öğrenciyken başından, hayatı boyunca unutmadığı bir olay geçti ve bundan kendine güven dersi çıkardı.

Henry’den sınıfın önüne çıkıp konuyu anlatması istenmişti. Tam başlamıştı ki öğretmen araya girdi ve “Hayır!” dedi. Henry, baştan tekrar başladı ama öğretmen yine gürledi: “Yapma!” Onuru kırılan Henry yerine oturdu.

Bir sonraki çocuk dersi anlatmak için ayağa kalktı ve tam başlamıştı ki öğretmen yine gürledi: “Yapma!” Bu öğrenci ezberini okumaya sonuna kadar devam etti. Otururken öğretmeni bu kez çocuğa “Aferin!” dedi.

Henry tedirgin olmuştu. Öğretmene şikayet etti: “Ben de onun gibi okudum ama…” Öğretmen şöyle cevap verdi: “Dersi bilmen yeterli değil, emin olmalısın. Benim seni durdurmama izin vermen emin olmadığın anlamına geliyordu. Bütün dünya hayır dese bile, senin görevin evet demek ve bunu ispat etmektir!”

Dünya bin bir biçimde hayır der:

Dur! Onu yapamazsın.

Dur! Hatalısın.

Dur! Çok yanlışsın.

Dur! Çok zayıfsın.

Dur! Bu hiçbir zaman işe yaramaz.

Dur! Yeterli eğitimin yok.

Dur! Temelin yok.

Dur! Paran yok.

Dur! Bu yapılamaz.

Duyduğunuz her bir ‘hayır’ın kendinize olan güveninizi yavaş yavaş uflayan bir etkisi olur; ta ki siz pes edinceye kadar. Çevrenizdekiler her gün size hayır dese bile siz evet demeye devam eder ve bunu kanıtlamayı kafanıza koyar mıydınız?


(Başkaları da okuyabilsin diye paylaşır mısın? )
"Her sabah yeniden doguyoruz."



Ausey
“Şimdi yaşarken yeniden doğma zamanı…”
“Düne takılmak, bugünün ayağını sakatlar, yarının gözünü kör eder…”
AUSEY

“Yuva biziz. Biz nasılsak yuva da öyle olur…” 
Ausey

“Önüne çıkan yanlışa ne kadar çabuk hayır diyebilirsen, doğru karşına o kadar çabuk çıkar…”
“Aynılaşan insan sürüye dönüşür ve insan sürüsü doğayı ve insanlığını çürütür…”
 Ausey

“Şimdi kendine ait hikayeni yaratma ve yaşama zamanı.” 
Ausey

“İnsan olmanın yazılı kuralları olmaz…” 
Ausey

“Uydurduğumuz bahaneleri artık gerçek sandığımız için farketmekte zorlanabiliriz.
 Ama bahane her zaman bahanedir…”

 Ausey
“Kendini takip etmeyi öğrendiğinde yol da sen olacaksın yolcu da…”

 Ausey

“Hiçbir kar tanesi aynı yerden gelen diğer kar tanesine neden bana benzemiyorsun demez…” Ausey
“Hiçbir kar tanesi aynı yerden gelen diğer kar tanesine neden bana benzemiyorsun demez…”
 Ausey
“İnsan varlığının anlamı zaman kavramıyla ölçülemiyorsa, hiçbir zaman geç değildir…”

 Ausey
“Her yeni gün kendini ne kadar yenilediğin kadar yeni, her yıl değiştiğin kadar değişik olur…”

 Ausey
“Senin doğrun karşı taraf için ancak bir seçenektir…” 
Ausey
“Sevginin özündeki enerjiyi hissedebilenler, istemeye bile gerek kalmadan her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu bilir…”

 Ausey

“İç huzur
, kendine özgü Tanrısallığını koruyarak yaşam potansiyelini en yüksekte kullanmaya başladığında gelir…” Ausey

6 Şapkalı Düşünme Tekniği

Edward de Bono’nun 6 Şapkalı Düşünme Tekniği kitabında, sorunu bütün yaklaşımları kullanarak çözmeyi anlatır. Bakış açısını değiştirdiğinde farklı bir çözüme ulaşırsınız.
Bu yöntemi toplantıdayken ya da kendi başınıza bir karar vermeniz gerektiğinde kullanabilirsiniz. 6 Düşünme Şapkası ile bir toplantıda insanların aynı probleme yaklaşırken farklı düşünce tarzlarını benimsemelerinden dolayı ortaya çıkabilecek çatışmaları da çözümleyebilirsiniz. Her düşünme şapkası farklı bir düşünme tarzını ortaya koyar. Ancak şunu unutmayın ki, bu düşünme şapkalarından hiçbiri birbirinden üstün değildir ve hepsinin de farklı yararları vardır.
Beyaz Şapka
Bu düşünme şapkasıyla eldeki verilere odaklanırsınız. Elinizdeki bilgilere bakın ve onlardan ne öğrenebileceğinizi görün. Bilgi dağarcığınızdaki boşlukları fark edin, onları doldurmaya çalışın ya da bu boşlukları da hesaba katarak ilerleyin. Bu sizin geçmiş trendleri analiz ettiğiniz, geçmişteki verilerden yola çıkarak tahminler yürüttüğünüz bir evredir.
Kırmızı Şapka
Kırmızı şapkayı giyerek, problemlere sezginiz, içinizdeki ses ve duygularınızla yaklaşırsınız. Ayrıca diğer insanların duygusal olarak nasıl tepki vereceğini düşünmeye çalışın. Kararınızın arkasındaki nedenleri tam olarak bilmeyen insanların tepkilerini anlamaya çalışın.
Siyah Şapka
Siyah şapka ile düşünmeyi kullanarak kararın bütün kötü noktalarına bakarsınız. Şüpheci yaklaşın. Bir şeyin neden yürümeyeceğini anlamaya çalışın. Bunu yapmanız önemli çünkü plandaki güçsüz noktaları işaret eder. Bu size zayıf noktaları saf dışı bırakma, değiştirme ve onlara karşı plan hazırlama imkanı verir. Siyah Şapka ile düşünme yöntemi planlarınızın daha dayanıklı ve dirençli olmasını sağlar. Ayrıca eyleme geçmeden önce risk ve ölümcü hataları fark etmenizi de sağlar. 6 Düşünme Şapkası tekniğinin en önemli getirilerinden biri de problemleri önceden görebilmektir. Siyah Şapka sayesinde olayların olumsuz sonuçlanma ihtimaline hazırlıksız yakalanmazsınız.
Sarı Şapka
Sarı şapka olumlu düşünmenize yardımcı olur. Kararınızın tüm faydalarını görmenizi ve onlara gereken değeri vermenizi sağlar. Sarı Şapka sayesinde her şey zor ve kasvetli görünürken de yolunuza devam edecek gücü kendinizde bulursunuz.
Yeşil Şapka
Yeşil Şapka yaratıcılık anlamına gelir. Bu sizin soruna yaratıcı çözümler geliştirebileceğiniz aşamadır. Fikirlerin çok az eleştirildiği, serbest bırakıldığı bir noktadır.
Mavi Şapka
Mavi Şapka süreç kontrolü anlamına gelir. İnsanların yönetim kurullarında giydiği şapka, bu şapkadır. Fikirler tükendiği için zorluklarla karşılaşıldığında çözüm bu şapkayla aranmalıdır.
' Günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar misali '
 - Bukowski
Doğarken dünyaya bir kullanma kılavuzu ile gelmediniz; aşağıdaki kurallar yaşamınızı daha iyi kılmak içindir.

1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.

2. Dersler öğreneceksiniz. “Yeryüzünde Yaşam” isimli tam zamanlı gayrı resmi bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir..

3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir. “Başarı” kadar “yenilgiler” de bu sürecin bir parçasıdır.

4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir. Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar size çeşitli biçimlerde anlatılır — ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz..

5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar. Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.

6. Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız.. Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin birçoğundan daha iyidir.

7. “Bura” dan daha iyi bir “orası ”yoktur. “Orası” dediğiniz yer “burası” olduğu zaman gene “bura ”ya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir “orası” olacaktır.

8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkça onu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir.

9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız . Yaşamınıza sahip çıkın — yoksa başkası sahip çıkacaktır.

10. Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri, deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler — dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güvenilir yolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.

11. Doğru ya da yanlış yoktur, ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz. Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir. Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.

12. Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; bizler ise olgunlaştıkça “Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz. Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegâne şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.

13. Doğduğunuzda bunların hepsini unutacaksınız.

14. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.


Chérie Carter-Scott’un “Hayat Bir Oyunsa, İşte Kuralları” adlı kitabından alıntıdır.
  1. Numerolojide her sayı belli bir renkle ilişkilidir.

    1. Kırmızı
    2. Turuncu
    3. Sarı
    4. Yeşil
    5. Mavi
    6. Indigo
    7. Mor
    8. Pembe
    9. Bronz
    11. Gümüş
    22. Altın

    Aura taban rengi kişinin yaşam yolu numarasıyla belirlenir. Bu, Pisagor numerolojisininen önemli sayısıdır ve kişinin yaşamında ne yapması gerektiğiyle ilgili olduğunu anımsayın. Kişinin taban rengi ve yaşam yoluna bağlı olan renk genellikle -ama her zaman değil- aynıdır.

    Yaşam yolu, kişinin doğum tarihinin tümünü toplayarak hesaplanır. Diyelim ki 28 Nisan 1980 tarihinde doğmuş birinin rengini belirliyoruz. Bu sayıları toplarız:

    4 ay
    28 gün
    1980 yıl
    2012 toplam

    Bu toplam, yani 2012, her basamağı birbirine eklenerek tek basamaklı bir sayı haline getirilir: 2+0+1+2=5.
    Bu kişinin yaşam yolu numarası beştir. Beş, mavi renge bağlıdır. Demek ki bu kişinin aurasının taban rengi çok büyük bir olasılıkla mavidir.

    Şimdi toplamı tek basamaklı bir sayıya indirmenin iki istisnasını göreceğiz. Bu, indirgeme sürecinde 11 ya da 22 ile karşılaştığınız durumdur. Bu sayılara numerolojide ana sayılar adı verilir ve 2 ya da 4'e indirgenemezler. Bunun nedeni, bu sayılara sahip insanlara bizden çok daha fazla potansiyel bahşedilmiş olmasıdır.
    Benim size anlattığım hesaplama yoluyla hiçbir ana sayıyı kaçırmazsınız. 29 Şubat 1944 yılında doğmuş iyi bir arkadaşım var. Benim anlattığım yöntemle yaşam yolunu hesapladığımızda 22 çıkıyor.

    2 ay
    29 gün
    1944 yıl
    1995 toplam, ve 1+9+7+5=22

    Eğer sayıları sırayla toplarsak ana sayıyı kaçırırız: 2 (ay)+2+9 (gün)+1+9+4+4 (yıl)=31 ve 3+1=4.
    Bu nedenle gün, ay ve yılı toplama işlemi yaparak eklemek önemlidir. Sayıları tek tek toplayarak bir basamaklı bir sayıya indirgemeyin.
    Numerolojide onbir farklı renk seçtiğimizi gördünüz. İşte bu nedenle bu yöntem %100 kusursuz değildir. Yaşam yolu sayısı bir kişinin taban rengini belirlemede %95 doğrudur.

    Kırmızı
    Potansiyel: Liderlik
    Bu güçlü bir renktir. İnsana güçlü bir ego ve başarılı olmak için güçlü bir arzu verir. Bu renk çocuklukta çok bastırılmıştır, özellikle de çocuk, ailenin arzularını yerine getirmeye zorlanıyorsa. Sonuç olarak aura bazen ezik, sıkıcı görünür. Bu kişi yetişkinliğe erince ve kendi ayaklarının üzerinde durmaya başlayınca aurası genişler ve insanın yapmak zorunda olduklarını yapmaya muktedir olduğunu gösterir.
    Taban rengi kırmızı olan kişiler başkalarına esin verecek enerji, karizma ve dürtülere sahip oldukları için genellikle sorumluluk isteyen, liderlik konumlarına otururlar. Sevgi doldu ve sıcak kalpli olurlar, ayrıca fiziksel anlamda da cesurdurlar.
    Kırmızının negatif çizgileri sinirlilik hali ve bencilliktir.

    Turuncu
    Potansiyel: Uyum ve işbirliği
    Turuncu sıcak, şefkatli bir renktir ve genellikle sezgisel, dokunmayı seven, anlaşması kolay insanların taban rengidir. Bu kişiler başkalarının kendilerini rahat hissetmesini sağlar ve sık sık kendilerini 'bulanık suları arıtma' görevinde bulurlar. Düşünceli, ayakları yere basan, yetkin ve pratik insanlardır. Sağlam bir duruşları vardır.
    Turuncunun olumsuz çizgileriyse tembellik ve 'hiç de umurumda değil' tavrıdır.

    Sarı
    Potansiyel: Yaratıcılık, zihinsel parlaklık
    Taban rengi sarı olan kişiler heyecanlı, değişken ve heveslidirler. Hızlı düşünürler, başkalarını eğlendirmeyi ve eğlenmeyi severler. Sosyaldirler, uzun sohbetleri severler, her türlü konuda konuşurlar. Öğrenmeye meraklıdırlar ama bir konuyu derinlemesine incelemektense pek çok konunun yüzeyinde kalmayı yeğlerler.
    Negatif çizgileri utangaçlık ve yalan söylemeye eğilimdir.

    Yeşil
    Potansiyel: Şifa
    Yeşil barışçıl bir renktir ve taban rengi yeşil olan insanlar barışsever ve doğal şifacılardır. Katılımcı, güven veren ve cömerttirler. Sakin ve anlaşılması kolay insanlardır ama gerekli olduğu zaman son derece inatçı olabilirler. Taban rengi yeşil olan kimselerin fikrini değiştirmenin tek yolu, o fikrin onların kendi fikri olduğuna inanmalarını sağlamaktır.
    Yeşillerin negatif çizgileri katılık ve olaylara bakışlarında esneklik olmamasıdır.

    Mavi
    Potansiyel: Değişkenlik
    Bu kişiler genellikle pozitif ve hevesli oldukları için mavi, taban rengi için harika bir renktir. Sonuç olarak da bu kimselerin auraları geniş ve parlaktır. Herkes gibi iniş ve çıkışları çoktur ama nasılsa zorlukları daha bir kolay aşarlar. Mavi taban rengine sahip kişilerin yürekleri her zaman genç kalır. Samimi, dürüst insanlar olup, genellikle akıllarındakileri söylerler.
    Mavinin negatif çizgisi işleri bitirmede güçlük çekmesidir. İşlere başlamak konusunda çok iyidirler, büyük bir hevesle başlarlar ama bitirmek konusunda aynı azmi gösteremezler.

    İndigo
    Potansiyel: Başkalarına karşı sorumluluk
    Bu rengi taban rengi olarak belirlemek güç olabilir çünkü kimi zaman neredeyse mora kaçar. Sıcak, şifa veren ve doyurucu bir renktir. Taban rengi indigo olan kişiler genellikle insani yardım konularıyla ilgilenirler. Başkalarına yardım etmekten hoşlanırlar, sevdikleri insanlar çevrelerindeyken çok büyük mutluluk yaşarlar.
    İndigonun negatif çizgisi "hayır" demeyi becerememeleridir. Bu tür insanlar başkaları tarafından çok rahatça kullanılır.

    Mor
    Potansiyel: Tinsel ve entelektüel gelişme
    Taban rengi mor olan insanlar yaşamları boyunca tinselliklerini geliştirirler. Ne kadar geliştikleriyse auralarındaki bu rengin kalitesiyle ortaya çıkar. Taban rengi mor olan kişiler doğalarının bu yönünü genellikle reddetmeye çalışırlar. Bu onlara mutluluk getirmez ve sonunda yaşamlarıyla ne yapmaları gerektiğini keşfederler. Öğrenmeye ve bilgelikleri artmaya başlayınca, auraları da genişler ve parlaklaşır. Bu rengin negatif çizgisi başkalarına itici gelen bir üstünlük taslama olabilir.

    Gümüş
    Potansiyel: İdealizm
    Gümüş, aurada sık rastlanan bir renk olmasına karşın taban rengi olarak pek sık rastlanmaz. Taban rengi gümüş olan insanlar büyük fikirlerle doludurlar ama ne yazık ki bu fikirlerin pek çoğu pratik değildir. Bu insanların genellikle yeterince motivasyonu yoktur, hayalperesttirler, düşlerini gerçeğe dönüştüremezler. Ancak bir kez motive olup da takip etmeye değer bir fikir yakaladıklarında, bu kişilerdeki gelişmeler izlemesi sevinç veren bir başarı haline dönüşür.

    Altın
    Potansiyel: Sınırsız
    Bu, taban rengi açısından en güçlü renktir. İnsanlara geniş boyutlu projeleri ve kafalarına koydukları herşeyi gerçekleştirme becerisi verir. Karizmatik, çok çalışkan, sabırlı ve kendilerine amaç belirleyen kimselerdir. Yaşamda en büyük başarılarını geç kazanırlar. Azizlerin ve öbür tinsel kişilerin başlarının çevresindeki halenin genelde altın rengi olması boşuna değildir, bu onların sonsuz potansiyelini gösterir.

    Pembe
    Potansiyel: Finansal ve maddi başarı
    Bu narin görünümlü renk inatçı, kararlı insanların auralarının taban rengidir. Bu kişilerin çıtaları yüksektir ve sarsılmaz bir kararlılıkla amaçlarının peşinden giderler. Güç ve sorumluluk gerektiren konumlara gelmeleri rastlantı değildir ama derinlerinde alçakgönüllü, sakin bir yaşamdan hoşlanan kişilerdir. Sevgi dolu, ince ve kibar, nazik insanlardır ve çevrelerinde sevdikleri kişiler olduğu zaman çok mutludurlar.

    Bronz
    Potansiyel: İnsancıllık
    Bu, genellikle bir sonbahar tonudur ve neredeyse paslı olan görünümü son derece çekicidir. Taban rengi bronz olanlar sevgi dolu, başkalarına özen gösteren, insancıl ve yardımsever insanlardır. Yumuşak kalpli ve cömerttirler. Sonuç olarak da sık sık başkalarının baskısı altında kaldıklarından 'hayır' demeyi öğrenmeleri gerekir.

    Beyaz
    Potansiyel: Aydınlanma ve esin
    Beyaz saflığın rengidir ve seyrek olarak taban rengi olarak rastlanır. Tüm renkler beyazdan geldiğine göre, beyaz ışığın öteki adıdır. Taban rengi beyaz olan kişiler kendilerini silen, alçakgönüllü, azizler kadar insancıldırlar. Egoları neredeyse yok gibidir ve kendilerinden çok başkalarının iyiliğiyle ilgilidirler. Bu insanlar son derece sezgisel ve yaşlarının ötesinde bilgedirler.

    Richard Webster'in "Yeni Başlayanlar İçin Aura Okuma" kitabından alıntıdır.