9 Ağustos 2014 Cumartesi

ZAMAN

Anlamayanı Kendi Haline BIRAKIN .Zaman Ona Uygulamalı ANLATSIN !

Ben benim

"Bana param pulum yok diye önem vermeyen kişi para pula önem verendir. Benim yakışıklı ya da güzel olduğumu düşünmeyen dış görünüşe bakıp beni tanımayandır. Beni ben olduğum gibi sevmeyen kendini sevmiyordur. Ben olmama izin vermeyen kişi de kendisini halen arayandır... Ben benim."
Eddi Anter

KALP PENCERESİ

KALP PENCERESİ


Genç bir çift yeni bir
mahalledeki yeni evlerine
taşınmışlar ,
Sabah kahvaltı yaparlarken
komşu da çamaşırları
... asıyormuş, Kadın kocasına :
'Bak,çamaşırları yeterince
temiz değil,çamaşır
yıkamayı bilmiyor,belki de
doğru sabunu kullanmıyor.'
demiş.. ...
Kocası hiçbir şey
söylememiş,kahvaltısına
devam etmiş..
Kadın komşusunun çamaşır
astığını gördüğü her
seferinde aynı yorumu
yapmaya devam etmiş.
Bir ay kadar sonra, bir
sabah, komşusunun
çamaşırlarının tertemiz
olduğunu gören kadın çok
şaşırmış :
'Bak' demiş kocasına
'Çamaşır yıkamayı öğrendi
sonunda,merak
ediyorum,kim öğretti
acaba ?' ve kocasından
şöyle
cevap gelmiş:
'Ben bu sabah biraz erken
kalkıp penceremizi
temizledim çok kirliydi'...

Göz penceren, Kalp
penceren kirliyse herşeyi
kirli görürsün...

MEVLANA

İnsanı inciten kişinin,Allah’ı incittiğinden haberi yoktur
. O bilmiyor ki, bu küpün suyu,Hakk ırmağının suyu ile birleşmiştir.

Mevlana 

BİR İŞ BAŞVURUSU HİKÂYESİ…

BİR İŞ BAŞVURUSU HİKÂYESİ…


İş başvurusu esnasında firma yöneticisi, işe başvuranlara bir soru sormuş, soruya en uygun cevabı veren kişiyi işe alacakmış. Bu sorunun doğru veya yanlış cevabı yok, sadece soruya nasıl cevap verildiği önemli.

Durum şu:Karanlık yağmurlu, fırtınalı bir gece ve siz sabaha karsı yalnız ve ıssız bir yolda araba kullanıyorsunuz. Arabanız spor araba ve iki kişilik. Biraz ilerde ki otobüs durağında 3 kişi bekliyor.

Birinci kişi bir doktor, sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden kurtarmış.

İkinci kişi, çok yaşlı ve hasta fırtınalı havada neredeyse soğuktan ölmek üzere olan birisi.

Üçüncü kişi, hayatınızın aşkı, her zaman için tanışmaya can attığınız birisi.

Hava gittikçe kötüleşiyor ve arabanızda sadece bir kişiye yer var Soru şu; Böyle bir durumda ne yapardınız?

İşe başvuranların cevapları söyle olmuş:

A. Hasta yaşlı adamı alır, en yakın hastaneye götürürdüm.

B. Doktora hayatımı borçluyum onu alırdım.

C. Hayatımın devamında mutlu olmak için, her zaman tanışmak istediğim hayatımın aşkını alırdım.

Bu görüşmede cevapların %90 ı manen düşünüp, yaşlı hasta adamı alırdım olmuş, ama sadece bir kişinin cevabını daha çok beğenmişler ve işe almışlar. O kişi de şöyle cevaplamış:

Arabadan iner arabamın anahtarını doktora veririm, doktor yaşlı kişiye yardım edip onu hastaneye götürebilir, bende hayatımın aşkıyla otobüs durağında baş basa onu tanıma fırsatı elde edebilirim.

Bazen olaylar karşısında, düşüncelerimiz dar görüşlü olup genelde tek yönlü düşünürüz. Daha iyi bir çözüm her zaman vardır. Onu bulmak size kalıyor.

Alıntı…

MUCİZELER

" Mucizeler, doğanın yasalarına aykırı olarak gerçekleşmez; bizler aslında doğanın yasalarını bilmediğimizden öyle zannederiz..."

Paulo Coelho…

DOĞAL DUA MUHAFIZLARI

DOĞAL DUA MUHAFIZLARI
Sokak kedileri, sokak köpekleri ve kuşlara bırakacağın yem ve sular, karınca ve böcekler için mutena yerlere dökeceğin kırıntılar sana doğal dua dostları kazandıracaktır. Onlar rızıklandıkça lisanlarınca gönderdikleri teşekkür, gönüllerince yaptıkları şükran ve minnet, sana görünmeyen dua muhafızları oluşturur. 

Mehmet Doğramacı

En iyi öğretmenler

"En iyi öğretmenler, 


nereye bakacağını gösterip, 

ne göreceğini söylemeyenlerdir."

'The best teachers are those who show you where to look, but don't tell you what to see.'

Alexandra K.Trenfor

Ne yapsam değişemiyorum! Kaderim benim demeyin!

Ne yapsam değişemiyorum! Kaderim benim demeyin!
Birdenbire herşey değişebilir
değişim İnsanoğlu yaşamı süresince başına gelen olaylarda hep kaderi yada başkalarını suçlar.”Uğraşıyorum ama olmuyor,bir türlü değişmiyor” diyerek çalışmayı uğraşmayı bırakır.Hiç aklına getirmez “bir yerlerde bir hata mı yapıyorum acaba,başka bir yol deneyeyim” diye.Eğer insan isterse hem hayatını hem kendini değiştirebilir.Hiç bir iyi ve olumlu uğraş karşılksız kalmaz.Mutlaka eninde sonunda sonuca ulaşırsınız.Bakın size bir hikaye anlatacağım.
Uzakdoğu’da yetişmekte olan moso adında bir çeşit bambu ağacı vardır. Moso
ağacı dikildikten sonra en ideal şartlar sağlansa bile hiç bir gelişim göstermez. Bunu bilmeyenler ağacın tutmadığını, yerini sevmediğini düşünebilirler. Bu yerinde sayma süreci yaklaşık beş yıl sürer. Sonra birden bire günde 40-45 santim civarında büyümeye başlar. İki ay içinde yaklaşık otuz metre boyuna erişir. Ne olmuştur da bu moso ağacı 5 yıldan sonra birden bire büyümüştür? Şanslı olduğu için mi? Yoksa birisi ona bir sihir yaptığı için mi? Aslında cevap çok basittir. Çünkü moso ağacı hiç bir zaman durmamıştır, beş yıl boyunca çalışmıştır. Ancak bu çalışma dışarıdan gözle görülür bir şekilde değil içeriden, toprağın altından olmuştur. Beş yıl boyunca otuz metrelik heybeti taşıyabilmek için, hızlı büyüyebilmek için, toprağa sağlam kökler salmakla meşgul olmuştur.Kendini içeriden geliştirmiştir.Yüzlerce metrelik kökler salmıştır toprağa, aslında moso ağacı hiç durmamıştır, hep çalışmıştır, hep değişmiştir.
Moso ağacının içten içe ne yaptığını bilmeyenler kimbilir onun hakkında neler söylemişlerdir. Hiç değişmiyor, bu kadarcık mış, küçükmüş, ne yaparsan yap değişmiyor…Bunlar hep başkalarının fikirleri, moso ağacı bunlara aldırış etmeden hep çalışmış ve hep gelişerek değişmiş ve hazır olduğunda içindeki değişim dışına da yansımış. Bütün insanları hayretler içinde bırakmış.
İşte Moso ağacı ve zamanla ve sabırla değişim yaşamış ve bunu etrafında onun için değişmez diyenlere kendini ispat etmişti.Ama farkındaysanız hep çalışmış ve yılmadan uğraşmıştır.
Bizlerde değişmek istiyorsak eğer,bu yolculuğa çıkmak için adım attığımız andan itibaren kararlı,azimli ve yolculuğumuzda çıkacak olan engellere aldırmadan devam etmeliyiz.Yolculuğumuz uzun sürebilir,vazgeçmek yok,“olmuyor” demek te yok.Eğer dikkat ederseniz ve farkında olursanız attığınız her adımda daha büyüyor,ayaklarınız daha sağlam basıyor olacaktır.Her zaman “Ben yaparım,başarırım,eğer istersem yapamıyacağım bir şey yok” diyerek kendinize olan güveninizi sağlamlaştırın ki yolunuza devam edebilesiniz.Göreceksiniz ki bir gün kendinizi ve başkalarını şaşırtacaksınız.Size” bu asla değişmez” diyenlere kendinizi ispat edeceksiniz. Yeter ki siz gerçekten isteyin ve başaracağınıza inanın.
Değişim yolculuğunuzda başarılar
Kaynak:Arzu Bıyıklıoğlu(Milliyet gazetesi)

8 Ağustos 2014 Cuma

ÇAKRALAR

1.Çakra;

1.Çakra; Muladhara Çakra (Kök Çakra ) Cinsel organla anüs arasındadır. Rengi kırmızıdır. Dünyevi olanı simgeler.İlk çakra olduğu için bir ila sekiz yaşlarımız arasında gelişir ve kendi başına ayakta kalabilmeyi simgeler. Kök çakra fiziksel dünyayı ve ona duyduğumuz ihtiyaçlarla bağlantılıdır. Bu yüzden yerçekimiyle yakınen ilgisi vardır. Kök çakra bizi maddesel özümüze doğru çeken bir güce sahiptir. Hayatta kalabilmemiz ve devam ettirebilmemiz için gerekli enerjiyi sağlar. Blokaj durumunda korku, güvensizlik, tedirginlik yaşanır. İskelet yapısı,kemikler ve omurgayla bağlantılıdır. Vücut sıvılarımızdaki tuz dengesinden ve vücut metabolizmasını dengeleyen proteinler, yağlar ve karbonhidratları etkileyen hormonları salgılayan bölgeyle, böbrekler ve böbreküstü bezleriyle bağlantılıdır. Eski zamanlardan bu yana, hayatta kalma içgüdümüzün kaynağı olan kaçma, saldırma dürtülerini salgılayan adrenalinin salgılandığı bezler de kök çakrayla bağlantılıdır. Yetersiz çalışması ağrılara sebep olur ilgili organlarda aktivite kaybı olur. Bu çakra varoluşumuzun temelini teşkil eder. Fiziğe ve yerküreye bağlar. Fiziksel faaliyetlerimiz bu çakranın nasıl çalıştığına bağlıdır. Yorgun isteksiz ve bitkin olmamız bu çakranın çalışmamasından kaynaklanır ya da enerji çekimi ile meşguldür. Bu çakra ile ilgili günlük meditasyonlar ve şifalandırmalar yapmak gerekir. Kök çakra sağlığımızı canlılığımızı kazanmamızı sağlayan merkezimizdir. Bu çakra aynı zamanda geçmiş hayatlarımızın da kilitlerini açarak bize gizli kalmış yeteneklerimizi ve bilgeliğimizi geri kazandırır. Ayrıca bu hayatımızı gölgeleyen geçmiş hayatların olumsuz motiflerini ve acılarını silmemizi sağlar. Bu çakrayı iyileştirdiğimizde ve pozitif şifa enerjisi ile çalışmasını sağladığımızda geçmişi şifalandırır daha canlı ve dinamik oluruz. Sevgi enerjisi kalp çakrası bölgesinden tüm bedene akar ve aura vasıtasıyla dışarıya yayılır. Başkalarının bize nasıl davranacağı ve bizi nasıl algılayacağı auralarımız yoluyla yaydığımız enerjiye bağlıdır. Sevgi enerjisi , hastalıkları iyileştiren içimizdeki korku ve duygusal stresleri yokeden bir enerjidir. Kök çakranın düzensiz çalışması fiziksel seviyede sırt ve bacak ağrılarına, aşırı kilo veya aşırı zayıflığa, kansızlığave kemik erimesine sebep olur. Bu problemler duygusal yüklerimizin sırt omurga ve bacaklarda ağrılar şeklinde ortaya çıkması demektir. Bu çakranın denglenmesi için gıda olar

ak protein alımına özen gösterilmelidir.

Kök Çakranın Dengelenmesi:
Rengi: Kırmızı
Aroması: Sedir ağacı, patçuli, myrrh ve karanfil
Taşı: Kedi gözü,yakut, kırmızı mercan, akik, hematit ve kantaşı
Mantrası: LAM
Notası: Do
Etkilediği Burç: Oğlak
Etkin gezegeni ve elementi: Satürn ve toprak
Bağlantılı Duyu: Koku alma
Uyumlu hali: 30 saniyede 4 vuruş
Uyumsuz Hali:30 saniyede 4′ten fazla vuruş
Yetersiz Hali: 30 saniyede 4′ten az vuruş.
Uygun Müzik: Ritmik melodiler, davul ve perküsyonlu enstrumantal müzik.


2. Çakra Svadisthana ( Göbek, sakral çakra) Göbek deliğimizin iki parmak üstünde yer alır. Duygularımızı ve cinselliğimizi bu çakra kontrol eder. Fiziksel seviyede bağırsaklar, mesane, dalak, rahim ve seks organlarını kontrol eder. Fizik seviyede yaratıcılığın merkezidir. Pozitif çalıştığında, kendimizi iyi hissederiz. Bu çakra canlı ve dengeli ise duygularımız dengeli ve başkalarıyla ilişkilerimiz olumlu olur. Gerçek duygularımızı korkusuz ve abartısız ifade edebiliriz. Düzgün çalıştığında açık, etkileyici, yaratıcı ve akıcı oluruz. Yeterince çalışmıyorsa kendine güvensiz, çirkin ve değersiz hissederiz. Seksüel gücü zayıf , karşı cinsle ve hemcinsleriyle iletişim kurmakta güclük çekeriz. Bu kişiler zevkleri inkar eder ve kendilerini bundan mahrum ederler. Aşırı ya da yetersiz çalışması durumunda, cinsellikte saplantılı davranışlar, hatta sapkınlığa varan eğilimlere ya da tersi frijidite yani sekse karşı ilgisizlik ve soğukluk görülebilir.Göbek çakrası sekiz ila ondört yaşlar arasında gelişir. Dolayısıyla gelişim çağında ikinci çakra dengesizliği yaşanır. Eğer bu dönemde takılıp kalırsa kişi hayata hüzünle bakan ve özgüven eksikliğine sahip olabilir. Göbek çakrası üreme hormonu bezleriyle bağlantılı olduğu için vücut tüyleri ve ses rengini de etkiler. Çocukluk döneminde aile ve çevreden gelen anlayış çerçevesinde duygular ifade edilir ya da bastırılır. Duyguların özgür ve rahat akmaması durumunda göbek çakrasında dengesizlikle başlar. Blokaj durumunda duygusal olarak kişi kendini patlamaya hazır hisseder, diğer kişilere karışan, kontrolü bırakmak istemeyen, otoriter ve manipulatif bir kişilik ortaya çıkabilir. Duygusal iniş çıkışlar ve dengesizlik hali ortaya çıkar. İzolasyon isteği gelebilir. Fiziki rahatsızlıklar kalın bağırsak sorunları,mesane taşları, sırt ağrıları, kadınlarda üreme organları, rahim ve yumurtalık hastalıkları ,kas spazmları, kabızlıktır. Bu çakranın dengelenmesinde sıvı alımı önemlidir. Dengeli hadeyken kişi neşeli, dışa dönük, kendine saygılı, etkileyicidir.

Göbek Çakrasının Dengelenmesi:
Rengi: turuncu
Aroması: Yasemin, gül ve sandal
Taşı: Quartz, sarı sitrin ve aventurin
Mantrası: Vam
Notası: Re
Etkilediği gezegen ve elementi: Pluton ve su.
Etkilediği Burç: Akrep, terazi ve yengeç.
Bağlantılı duyu: Tat alma.
Uyumlu Hali: 30 saniyede saat yönü tersi 6 dönüş
Uyumsuz hali: 30 saniyede saat yönü tersi veya saat yönü 6′dan fazla dönüş.
Yetersiz Hali: Saat yönü tersi 6′dan az dönüş.
Uygun müzik: Akıcı, ritmik ve kıvrak melodiler. örn. halk müziği.


3.Çakra Manipura, Solar Pleksus (Güneş sinir ağı) diye tanımlanır. Göbek deliğimizle göğüs kafesimiz arasında yer alır. Solar plexususun sanksritçe anlamı ‘Şehvetli Taş’demektir. Titreşim rengi sarıdır. Güneş gibi yani En temel özelliği güç ve iradedir. Bütünlüğe giden yolu birleştirir. Sosyal anlamda solar pleksus başkalarıyla olan iletişimimizi ifade eder. Değişim ve hareket bu çakrayla ilgilidir. Aynı zamanda kişinin benliğini güçlendirmesinde yardımcı olan çakradır. Bu güç kontrol edilerek ya da agresif metodlarla elde edilen bir güç değildir. Çakranın dengesizliği durumunda reddedilme korkusu, aşırı eleştirel tutum, kalabalıklar içinde bile yalnız hissetme yetenekleri bu çakradan gelir. Astral seyahat, psychic gelişme medyomik algılama bu merkezin tesirleri ile olur. Uyumsuz çalışmasında eleştiriye aşırı tepki verme, kontrol etme ihtiyacı, düşük benlik değeri, özgüven eksikliği. Fiziksel rahatsızlık olarak kendini gösterdiği yerler; Sindirim problemleri, diabet, sinir yorgunluğu, mde ülserleri, sindirim sorunları, alerjiler, şeker hastalığı, karaciğer, pankreas, ince bağırsak sorunları. Uyumlu çalışması halinde neşeli, dışa dönük, kendine saygılı, etkileyici kişilik. Bu çakranın gelişimi ondört yirmibir yaşları arasındadır. Bu çağda gençte kendine güven ve benlik değerinin geliştiği yaştır. Bu çakranın dengeleyici besini karbonhidratlardır.

Solar Pleksus’un Dengelenmesi:
Rengi: Sarı
Aroması: Ylang-ylang, vetiver, bergamot
Taşı: Sarı sitrin, aventurin, quartz, amber, topaz
Mantrası: RAM
Notası: Mi
Etkilediği Burç: Koç, Aslan
Etkin gezegeni ve elementi: Güneş, Mars ve ateş
Bağlantılı Duyu: Görme
Uyumlu hali: 30 saniyede saat yönünde 8 dönüş
Uyumsuz Hali:30 saniyede saat yönünde 8′den fazla vuruş
Yetersiz Hali: 30 saniyede saat yönünde 8′den az vuruş.
Uygun Müzik: Ritmik enstrumantal müzik, ilahiler ve dualı müzikler.

4. Çakra: Anahata; Kalp Çakrası: Göğüslerin tam ortasında vücudun merkezindedir. Tüm çakraların da merkezindedir. En belirgin özelliği sevgi çakrasıdır. Kalp, sevgi, aşk bu çakranın etkilediği alanlardır. Bu çakra aynı zamanda maddesel olanla ruhani olan arasındaki köprü işlevini de üstlenir. Sanskritçe ‘Anahata’ İki cismin birbirine çarpmadan çıkarttıkları ses’ anlamına gelir. Aslında bu kelime metaforik olarak pek çok şeyi ifade eder. Erkek ve dişi, dünyevi olanla ruhani olan gibi. Şefkati, affetmeyi, koşulsuz sevgiyi ve kendini kabul etmeyi simgeler. Simgesi havadır. Aslında bu çakra bizi biraz zorlar çünkü doğamıza çok ters bir oluşum sergiler. Görünür dünyanın katı formlarından görünmez ve şeffaf olana bu çakra sayesinde geçiş yaparız. Timüs bezi bu çakranın etkilediği salgı sistemidir. Fizik bedenimimizdeki etkilediği bölgeler kalp, göğüs, solunum yolları, akciğerler ve dolaşım sistemidir. Kalp çakrasının uyumsuz çalıştığı durumlarda vücudumuzda görülebilecek fiziki rahatsızlıklar; kısa ve sık nefesler, nefes alma güçlükleri, yüksek tansiyondur. Psikolojik açıdansa; bağımlılık, evham, endişe, alınganlık, melankoli, yalnızlık korkusu, duygusal bağlılıktan korkma ya da aldatılma korkusu yaşanabilir. Kalp çakrasının uyumlu çalıştığı durumlarda kişi: empati kurabilen, arkadaş canlısı, şefkatli, başkalarını desteklemeye hevesli ve herkesteki en iyiyi görme hasleti. Kalp çakrasını dengelemek için bol bol yeşil yapraklı sebze tüketmek faydalıdır.Kalp çakrasının gelişimi yirmi bir ala yirmi dört yaşlar arasındadır. Bu dönemde büyük aşklar yaşanması ya da kalp çakrasının simgesi olan ‘evlilik’ olayının sıkça gerçekleştirilmesi tesadüf olmasa gerek.

Kalp Çakrasının Dengelenmesi:
Rengi: Yeşil, Pembe,Altın
Aroması: Gül, bergamot, melissa, neroli
Kıymetli Taşı: Pembe Quartz, Kunzite, Kırmızı Turmalin, aytaşı, malahit ve yeşim.
Mantrası: YAM
Notası: Fa
Etkilediği Burç: Terazi ve boğa
Etkin gezegeni ve elementi: Venüs ve hava
Bağlantılı Duyu: Dokunma
Uyumlu hali: 30 saniyede saat yönünde 12 dönüş
Uyumsuz Hali:30 saniyede saat yönünde 12′den fazla vuruş
Yetersiz Hali: 30 saniyede saat yönünde 12′den az vuruş.
Uygun Müzik: Klasik müzik

5. Çakra: Vishuddha, Boğaz çakrası: Beşinci çakra kendini mavi ile ifade eder.Boğazımızın üstünde köprücük kemiği ile gırtlak arasında yer alır. İletişimin çakrasıdır. İletişimden kastımız kişinin kendisi ve içinde yaşadığı tüm ortamla olan ilişkisi ve iletişimidir. İletişim, ses kendini ifade etme, konuşma ve yazma yeteneği bu çakranın etkilediği özellliklerdir. Boğaz çakrasının vereceği hayat dersi; kişisel ifade ve seçim yapabilme gücüdür. Boğaz çakrası yirmisekiz ila otuz beş yaşları arasında gelişir. Bu noktada çevrenizde otuzlu yaşlarında kariyerlerinde radikal değişime giden ne kadar çok insan olduğuna dikkatinizi çekmek isterim. Etkisiyle değişimin ve transformasyonun mümkün olduğu çakra merkezidir. Uyumsuz çalıştığında kendini ifade etme sorunları yaşar kişi bunun sonucunda da öfkenin biriktirildiği bölge olabilir. Uzun süreli ses kısıklıkları, konuşurken ses çatallaşması, boğaz enfeksiyonları kendini ifade etmede yetersizliğin belirtileridir. Gene uyusuz çalıştığında kişi yalancılığa ya da tam tersi aşırı ağzı sıkılığa meyilli olabilir. Boğaz çakrasının uyumsuz çalıştığı durumlarda; tüm durumlara engel olma isteği, çekingenlik, aşırı mükemmeliyetçilik, yaratıcılıkta kapalılık, utangaçlık, güçsüz hissetme veya düşüncelerini ifade edememe durumları ortaya çıkar. Boğaz çakrasının etkilediği fiziksel bölgeler ve hastalıklar : Ses telleri, akciğerler, yemek borusu, Ses sorunları çatallı ve kısık ses, Tiroid rahatsızlıkları,boyun ağrıları ve problemleri, astım krizleri, guatr, hipertiroid, deri döküntüleri, kulak enfeksiyonları, boğaz ağrısı, ileri durumlar da larenks ( gırtlak) kanseri. Boğaz çakrasını uyumlu çalıştığı durumlarda: kuvvetli ilhamlara sahip sanatçılar, güzel sesli başarılı konuşmacılar, halkla ilişkiler ve reklamcılığa yatkınlık. Yazarlığa ve sunuculuğa uygun olurlar. Boğaz çakrasının etkilediği organlar; Boğaz,ağız bölgesi, boyun ve omuzlar, ense, dişler, kulaklar, tiroid salgı bezi. Boğaz çakrasını dengelemk için bol bol meyve tüketilmelidir. Mavi gökyüzü, sakin göl yada durgun su manzaraları boğaz çakrasını dengelemek için faydalı doğa deneyimleridir.

Boğaz Çakrasının Dengelenmesi:
Rengi: Mavi
Aroması: Adaçayı, okaliptüs, papatya ve myrrh
Taşı: Lapis lazuli, turkuaz ve aqua marin
Mantrası: HAM
Notası: Sol
Etkilediği Burç: İkizler, başak
Etkin gezegeni ve elementi: Merkür ve eter
Bağlantılı Duyu: Ses- duyma
Uyumlu hali: 30 saniyede saat yönü tersine 16 dönüş
Uyumsuz Hali:30 saniyede saat yönü tersine 16′dan fazla vuruş
Yetersiz Hali: 30 saniyede saat yönü tersine 16′dan az vuruş.
Uygun Müzik: New age ve yankılı sesler

6. Çakra: Üçüncü Göz Çakrası (Alın Çakrası).

(Nefsin makamı olarak da adlandırılır).

Yeri : İki gözün arasında kaşların ortasında yer alır.
Rengi : İndigo mavi, mor (parlak çivit mavisi).
Bağlantılı Duyu: Altıncı his.
Uyumlu hali : 30 saniyede saat yönünde 96 dönüş.
Uyumsuz hali : 30 saniyede saat yönünde 96’dan fazla dönüş.
Yetersiz hali : 30 saniyede saat yönünde 96’dan az dönüş.

Üçüncü Göz Çakrası Bölgeleri: Üçüncü göz çakrasının etkilediği fiziksel organlar: Yüz, baş, sinir sistemi, hipofiz bezi, gözler, beyin ve beyincik.

İlgili Salgı Bezi: Hipofiz bezi, Vasapressin (Antidüretik hormon). Hipofizin beynimizdeki işlevi içerden ve dışarıdan aldığı tüm mesajları toplayarak yönetici hipotalamus’a göndermektir.

Üçüncü Gözü İyi Çalışanlar: Doğaüstü yeteneklerin varlığını ve gelişimini temsil eder. Sezgiler ve özel hissi kabiliyetler bu merkezden etkilenir. Sezgilerimiz hayal gücümüz, durugörü için gerekli enerjiyi sağlar. Üçüncü gözü açık olanlar sezgisi güçlü olanlardır. Gözlerin görebildiğinin ötesini görür. Duygusal zekası çok kuvvetlidir. Telepatik yetenekleri çok gelişmiştir, bu yüzden yükselmiş varlıklarla bağlantı kurabilir ve onlardan ruhsal yardım alabilir.

Beş duyunun dışında, eşyaları, olayları ve düşünceleri algılama ve görme gücümüz için gerekli enerjiyi sağlar. Kısacası sezgi gücü, altıncı his (durugörü) gibi duyu dışı algılamalarımızı etkileyen bu çarkadır. Fiziki bedenimizde yani vücudumuzda duyu organlarını kontrol eder ve beyinle direkt bağlantılıdır. Bu çakranın kontrol ettiği iç salgı bezi hipofizdir. Hipofiz temel salgı bezidir. Çünkü endokrin sistemindeki diğer salgı bezlerinin çalışmasını kontrol eder. Diğer salgı bezlerinin çalışması için hipofizde bir sorun olmaması gerekir.

Üçüncü Göz Dengesiz ve Kötü Çalışıyorsa: Üçüncü göz’ün dengesiz ve kötü çalışması halinde fiziki bedende migren, şiddetli baş ağrıları, körlük ya da görme bozuklukları, sinirsel iltihaplar ve rahatsızlıklar, beyin kanamaları, beyin tümörleri, felç olabilir. Psikolojik olarak etkilediği yerler; bağnazlık ve aşırı tutuculuk, duygusallıktan çok uzak katı ve mantıkçı tutum, yalnızlık duygusu. 3. Göz yetersiz çalıştığında kişi; maddesel olana aşırı bağımlıdır, ruhsal gelişme reddedilir, toplum kurallarına aşırı önem verir, unutkandır, öğrenme zorluğu yaşarlar. Düzenli çalışan 6. çakra, sezgi gücünü artırır, içten gelen sesler mesajlar haline gelir ve düşünceler gerçekleşmeye başlar............................

6. Çakra Ajna, 3.Göz Çakrası: İki gözün arasında kaşların ortaısnda yer alır. Üçüncü göz çakrası sezgiyi simgeler. Sanskritçe ‘Ajna’ bilmek demektir. Buçakranın kuvvetli olduğu kişilerin yüzyıllardır medyum, fal ile uğraşması tesadüf olamsa gerek. Üçüncü göz çakrasının etkilediği siste
m hipofizdir. ( Hipofizin beynimizdeki işlevi iten ve dışardan aldığı tüm mesajları toplayarak yönetici hipotalamus’a göndermektir.) Dolayısyla en alt çakranın etkilediği salgı sisteminden başlayarak yukarıya kadar gelen tüm mesajları hipofiz

toplar ve gönderir. Üçüncü göz çakrasının uyumlu çalıştığı durumlarda kişi geçirgendir. Ne demektir geçirgen olmak; dışarda meydan gelen olaylar veya durumlardan etlilenmeden merkezinde durabilmektir, aynı zamanda ortamlardaki tüm olumsuzlukları olumluya çevirebilme, her şeyin üstüne çıkıp dışardan bakabilme yetisi vardır. Kişi oluşun biligisine sahiptir, sezgi yetenekleri sayesinde analiz yapabilir ve bundan şüphe etmez. Bu durumda kişi iradesinde tamdır. yani sezgilerine güvenerek geliştirdiği iç duygularıyla yıkılmaz bir kale gibi geçirgendir. Gözlerin görebildiğinin ötesini görür.Duygusal zekası çok kuvvetlidir. Telepatik yetenekleri çok gelişmiştir bu yüzden yükselmiş varlıklarla bağlantı kurabilir ve onlardan ruhsal yardım alabilir. Üçüncü göz çakrasının uyumlu çalışmadığı durumlarda; kabuslar, öğrenme zorlukları ve halusinasyonlar görülebilir, başarısızlık korkusu, hiç bir şeyden emin olamamak, her şeyin zıddına hareket etme dürtüsü. Üçüncü göz çakrasının etkilediği fiziksel organlar: Yüz, baş, sinir sistemi,hipofiz bezi, gözler, beyin ve beyincik. Rahatsızlıklar: Migren, şiddetli baş ağrıları, körlük ya da görme bozuklukları, sinirsel rahatsızlıklar. Psikolojik olarak etkilediği yerler, bağnazlık ya da aşırı tutuculuk, duygusallığa asla yer vermeyen katı mantıkçı tutum, yalnızlık duyugusu. yetersiz çalıştığında kişi; madedesel olana aşırı bağımlııdır, ruhsallığı reddeden aşırı akılcı yaklaşımlara gider. Süperegosu çok kuvvetlidir yani toplum kurallarına aşırı önem verir, unutkandır, duygusal rollerde zorlanır.( örn:baba, eş, sevigli, dost rolleri) Gelişim yaşı yoktur doğuştan ya da sonradan gelişir. Beslenme metodu yoktur. Yükselme ruhsal boyutta gerçekleşmeye başladıktan sonra kişinin maddesel besinlere çok fazla ihtiyacı kalmaz.

Üçüncü Göz Çakrasının Dengelenmesi:
Renk: İndigo mavi, Mor.
Aroması:Günlük, menekşe,yasemin
Taşı: Ametist, Florit, azurit, sodalit, Lapis Lazuli
Mantrası: KSAM ( Dil dişlere yaklaştırılarak ıslık gibi bir sesle KS harfleri çıkarılır)
Notası: La
Etkilediği Burç: Yay, Kova, Balık
Etkin gezegeni ve elementi: Neptun ve Jüpiter
Bağlantılı Duyu: Altıncı his
Uyumlu hali: 30 saniyede saat yönü 96 dönüş
Uyumsuz Hali:30 saniyede saat yönü 96′dan fazla dönüş
Yetersiz Hali: 30 saniyede saat yönü 196dan az dönüş.
Uygun Müzik: Ormanların uğultusu, kozmik sesler

7. Çakra:Sahasrara; Taç Çakra, Tepe Çakrası da denir. Başımızın tepesinde en orta noktada yer alır. Beyaz, altın ya da koyu mor renkle belirtilir. Diğer çakraların dengesiz ya da yetersiz çalışması durumu tepe çakra için geçerli değildir. İhtiyacımız olan hayat gücünün geldiğine inanlılan bağlantı noktasıdır. Aura bedenlerini evrene ve ilahi olana bağlayan bağlayan gümüş kordon taç çakradan çıkar. Benliğin ve bedenin çok ötesindedir. Ruhsallığı, her şeyle birlik olma duygusunu simgeler. Aynı zamanda yuva ve evi de simgeler. Hindu geleneğindeki çizimlerde ’sahasrara’ yani bin yapraklı lotus, yapraklarını sonsuza doğru, kendi içinde sürekli açan bir lotus olarak resmedilir. Sanskritçe kelime karşılığı da Bin katlı demektir. İnanılan odur ki aydınlanmaya, kendi farkındalığına ya da bütünlüğe giden yolda, aşağıdan yukarıya kadar bize tek tek yardım eden çakralar birliğe tepe çakrada varırlar. Yani aslında tepe çakra bir nevi ruhsal merkezdir. Aydınlanma, kozmik bilince ulaşmaya ve erdem’in akışına olanak sağlar.Fizik bedende etkilediği yerler beyin,kafatası,beyin zarı, cilt ve epifiz bezidir. Çakranın uyumlu olduğu durumlarda; Kişi bireysel egosunu bırakır ve evrensel egoyu kabullnerek her şeyle birlik olma duygusunu deneyimler. Bolluk ve sonsuz mutluluğun saf bilincinde yaşar. Kendini ruhsallığa açarak bilinçaltına tam hakimiyet kurar. Hayattaki mucizeleri deneyimler. Çakranın uyumsuz olduğu durumlarda kişi paranoyaya yakın ölüm korkusu, ruhsallığı inkar etmeye ve kaçmaya eğilim gösterir, akıl ve mantıkla evrendeki her şeyi açıklamaya çalışarak psikolojiye sırtını dönebilir, aşırı egosantrik bir kişiliğe sahip olabilir, sorular içinde boğuşur ve hiç birine cevap bulamaz, manik depresif bir ruh halinde olabilir, cinselliğini ifade etmede sapkın davranışlar sergileyebilir, Yetersizse; birileri tarafından engellenme korkusu yaşar, sevinç, memnuniyet eksikliği, yıkıcı hisler,panik ve tükenmişlik duygusu, ait olamama hissi, depresyon ve migren görülür. Fziksel olarak uyumsuz olma halinde çevre kirliliğine aşırı hassasiyet, kronik yorgunluk, alzheimer, sara görülebilir. Bu çakranın etkilediği kişiler giderek toplumdan soyutlanır, yüksek ve ücra köşlere gitme ihtiyacı duyarlar. Dünyanın ruhsallıkta en kadim ve yükselmiş tüm uygarlıklarının (bkz.Tibet, Peru vs.) dağlık bölgeler yerleşmiş olması tesadüf olmasa gerek.

Taç Çakranın Dengelenmesi:
Rengi: Beyaz , altın, koyu mor
Taşı: Kuartz, elmas, opal, ametist.
Aroması: Günlük, lavanta, frankinsense, gülağacı ve lotus çiçeği
Mantrası: AUM ( dünyanın bilinen en eski en kuvvetli mantrasıdır, çok dikkatli kullanılması gerekir)
Notası: Si
Etkilediği Burç: Oğlak, Kova, balık
Etkin gezegeni ve elementi: Uranüs, düşünce ve kozmik enerji
Bağlantılı Duyu: Tüm duyuların ötesindedir
Uyumlu hali: 30 saniyede saat yönü 972 dönüş
Uyumsuz Hali:30 saniyede saat yönü 972′den fazla dönüş
Yetersiz Hali: 30 saniyede saat yönü 972′den az dönüş.
Uygun müzik: Sessizlik ve derin vecih hali.

alıntı


Şems de ,Mevlana’nın

Şems de ,Mevlana’nın

Biz kendimiz olmayan hiç kimseyle karşılaşmadık.
Her insan içimizdeki bir şeyin tezahürü olarak girer hayatımıza..Sevdiklerinizde sizsiniz..suçladıklarınız da..
Kazananda sizsiniz kaybeden de..Tüm rollere girdiğiniz için , benliğiniz kazanma duygusunu da bilir kaybetme duygusunu da..
Tekamülümüz ,gelişimimiz için tüm bu roller de bilinmek zorundadır zaten..
Şems de ,Mevlana’nın karşısına bu nedenle çıkar..Tanınmış bir ailenin zamanın en iyi hocalarından en iyi eğitimlerini almış bilgelik yolunda ilerleyen oğludur Mevlana..Ama insana dair tüm duygulardan geçip henüz tamamlamamıştır tekamülünü..
Gecenin bir yarısı Şems onu meyhaneye gönderip şarap almasını söyler. İlkönce öfkelenir bu isteğe ..Koskoca Mevlana gece yarısı sarhoşların olduğu meyhaneye mi gidecektir..Herkes ne der ?
Buna rağmen Şems istediğine göre vardır bunda bir hayır diyerek gider..Meyhane kapısında onu gören sarhoşlar şaşırır ve gözlerine inanamazlar..Koskoca Mevlana gecenin bir yarısında meyhaneye şarap almaya gelmiş..Mevlana bu bakışları görünce “utanır “..Çünkü daha önce hiç böyle bir duruma düşmemiştir. Utanma duygusunun ne olduğunu ilk kez anlar ve sonra bunun da üstüne çıkarak yürür şarabı ister ve sonrasında sarhoşlarla sohbet etmeye başlar..O insanların da tertemiz bir yürekleri olduğunu dertten çaresizlikten içtiklerini fark eder..
Şarabı alan Şems onu toprağa döker ..Yapmak istediğini gerçekleştirmiştir nasılolsa..
Sonrasında Şems Mevlana’nın karşısına bir cüzamlı çıkarır.Cüzzamlı adam der ki ; “Ben sizin Cuma namazlarındaki vaazınızı dinlemek için camiye geldim ama yüzümü örttüğüm peçenin sıyrılmasıyla insanlar cüzamlı olduğumu görüp beni taşlarla kovaladılar “
Derken bir hayat kadını çalıştığı evden kaçarak ona sığınır..O da toplum gözünde lekelenmiş çaresiz bir kadındır o da..
Mevlana bu insanlarla “çaresizliğin” ne olduğunu öğrenir..
Şems gözükara sözünü esirgemeyen bir adamdır.Bir gün Şems Mevlana’nın da bulunduğu bir ortamda ulemadan birine en sert sözlerle çıkışır azarlar..Mevlana yine utanır ve kızarır..
Şems Mevlana’nın suretlerinden biridir aslında ..Bilgelik yolunda ilerleyen bu adamın kendi deyimiyle “pişmesi ,yanması ve ol’ması” için önüne çıkmıştır.
İşte bizim hayatımıza da bunun için girer tüm insanlar..Oynadıkları rol ne olursa olsun amaç kendi suretlerimizden birini bize göstermektir.
İstediğimiz her role girebilir,istediğimiz her şey olabiliriz.
Biz neysek gördüğümüzde odur...

Çiçeği görün, çiçeği bilin, çiçeği anlayın. Gerçekten yaşayın.

Yaşam Çiçeği
Bir Çiçek ki ondan bütün meyveler çıkmış, bir Zeka ki ondan bütün varoluşun kendisi, yaşam fışkırmış. Bu yazıyı gören gözler, okuyan zihin ve idrak eden bilinç aslında kudretli bir mimarın kusursuz hayal gücü imiş. Öyle basit ama öyle karmaşık bir şablonda dönmekteymiş ki herşey, yaratıcısından ayrı düşmüş bilinçler o bilgiden korkmuş. Varoluştaki o paradoksal sır; bilmeye, anlamaya çalışmayanı savurmuş da savurmuş. Ama zaman dönmüş dönmüş ve öyle bir noktaya gelmiş ki cehaletin karanlığı şaşkın düşmüş. Çünkü o karanlığın içine kristalimsi ışık hatları dolmaya başlamış, o sümüksü karmaşayı sanki belli bir noktaya ulaştığında çatlatacakmışçasına sevgi-bilgi ve güç yaymaktaymış bu ışık. Cehalet gerçekten şaşırmış da şaşırmış. Şaşırdıkça kendi üstünkörü düzeni iyice kaotikleşmeye başlamış. Sokakta huzurla iki adım atmanın zor olduğu zamanlarmış bu zamanlar.

Ama destek sonsuzmuş. Yaradılış öylesine şakacıymış ki, bütün cevapları ve anahtarı her bir ayrı düşmüş kayıp bilincin içine yerleştirmiş. Tahmin ettiğiniz gibi ayrı kalmış bilinçler burnunun dibindeki çözümü hep uzaklarda aramışlar. Fakat zaman döngüsünün bu acaip noktasında, yaşam çiçeği tekrar insan bilincine sunulmuş. Çok özel bir zaman başlamış. Çünkü ayrılık ve savaş bulutunun içinde hepsini birden şifalandırıcak kusursuz ve sonsuz bir bilgi ışığı yayılmaktaymış.

Ayrı bilinçlerin tukaka deyip itelediği, dünyayı yönetmekle suçladığı görünmeyenin bilgisi artık görünür olmuş. Ama ayrı olan zihinler onu araştırmaya pek yeltenmemiş, çünkü çoktan düşünme tembeli olmuşlar. Kendilerine sandıklarından da fazla zihinsel kölelik ızdırabı yarattıkları için bu kaçınılmaz olanmış. Zavallı bilinçler aslında şefkat dolu Anne'nin ve bilgelik dolu Baba'nın kucağında oturmayı bilinçaltlarında deriinden ister olmuşlar. Ama çoğu bireyin kendine ait ilüzyon perdesi epey kalınmış İşlerin yanlış gittiğini görebilen bazı heyecanlılar ise aşırı tepki gösterip hem kendilerine hem de o düşük seviyeli ortak bilince daha çok karmaşa tohumu ekmişler. İnsanoğlu yol yordam bilmez olmuş, kendini tanımaz olmuş. Aslını unutmuş.

Hakikat'in bilgeliğinin uyanış çağrısı, Dünya'da, bir kez daha ve bu sefer eskiden hiç olmadığı kadar zengin bir şekilde esmeye başlamış. Borusu her bireyin kalbinde öyle içten içe çalıyormuş ki o çağrıyı duyan her önyargısız ve özgürleşmek isteyen ruh ani bir bilinç sıçraması yaşıyormuş, kulaklarını tıkayanlar ise çoğunlukmuş ne yazık ki.

Frekans gittikçe yükseliyor; kristalleşen bilinçle bilinçsiz olanın arasındaki uçurum giderek artıyor; ortalıkta müthiş olaylar oluyormuş.

Bilginize arz edilir.

Çiçeği görün, çiçeği bilin, çiçeği anlayın. Gerçekten yaşayın. 



Ayrıntılardaki Şeytan: Korku ve Utanç

Korku ve utanç! Ayrıntılardaki diğer şeytanlar. Korkularımız ve utançlarımız bebekliğimizden itibaren yazılır bilinçaltımıza. Yürümeye başladığımızda düşeceğimizden korkar ebeveynlerimiz. “ ayy!” sesini duyduğumuzda içimizde kopan tufanın sebebi budur. Oysa yere yakın ve yüksek ağrı eşiğine sahip olmanın sayesinde güvenle atarız kendimizi yere. Sonra ayıplarla... ve günahlarla sarılır dört bir yanımız, korkularımıza bir de utançlar eklenir. Kendi bedenini tanıma deneyimlerimiz, ya keskin bir tokatla ya da sert ikazlarla sona erdirilir. Ergenlik çağımız tam bir faciadır. Katman, katman biner korkular ve utançlar üstümüze. Daha sonra biz bu deneyimlerimizi(!) itina ile çocuklarımıza aktarırız.


Aslında bizler, anne ve babalarımızın kendilerine empoze edilmiş ve daha sonra özenle saklanmış oldukları korkularını ve utançlarını satın alırız, hem de bedavaya. Bunların üstüne kendi korku ve utançlarımızı inşa ederiz. Yıkılmaz kaleler ardından birbirimize el sallar, gülümseriz. Bu kaleler maskelerimizdir bizim.


Korku ve utanç, kök ve sakral çakraların titreşimini bozmaktadır. Oysa kendi ışığımız bu karanlık titreşimi hazmetmek, onu aydınlatmak için var gücüyle çalışır, ömrümüz boyunca. Bunu da fark etmeyiz. Korktuğunuz başınıza gelir mesela ya da olmadık yerde utandırılırsınız. Ve öfkelenirsiniz karşınızdaki kişiye, oysa olan sadece sizin için bir yüzleşme oyunudur. Kendinizin kendinizle yüzleşmesidir bu. Siz, bu karanlıktan kaçtıkça, onun titreşimini arttırırsınız ve aynı zamanda sizin titreşiminizde onu yaratımınıza sokmak için gücünü arttırır. Bir gün burnunuzun dibinde biter, kaçamayacak duruma gelir ve yüzleşirsiniz. Hayatımızda hata olarak algıladığımız bir çok deneyim korku ve utanç tabanlıdır. Bunları yaşamamak adına kaçışlar, çırpınışlardır. Ve yüzleşmeyi reddettiğimiz sürece hatalar yeni hatalara gebedir.


Yaratımınıza soktuğunuz insanlar, sizin korkularınızla oynuyor ve sizi utandırıyorlarsa alınmayın, gücenmeyin ve kızmayın. Neden korkuyorsunuz ve neden utanıyorsunuz bunu bulun. Bu duruma onay verin, kabul edin ve kendinizi bunu yaşadığınız için affedin. Çünkü, siz kaçtıkça ya da tepki verdikçe bunun faturasını sizi taşıyan beden öder. Bağırsaklarınız, üreme organlarınız, böbrekleriniz, özellikle bel omurunuz bundan zarar görür. Çünkü onlar, kök ve sakral çakradan beslenen organlarımızdır.


Bunları deneyim alanımıza nasıl çektiğimizi biliyoruz. İçimizde ittiğimiz duygu, dışımızda bir bedene bürünüyor. Kızdığınız, alındığınız, öfkelendiğiniz kabul vermeyerek dışarı attığınız enerjidir karşınızdaki. Bu enerjiyi en uygun kişilere projekte eder, bu dengesizliği reailitemizde yaratırız. Aslında o enerji bizden sadece sevgi istemektedir, karşımızda üzgün gözlerle bakmaktadır.


Oysa yeryüzünde korkulacak, utanılacak hiçbirşey yoktur. Korktuğumuz ve utandığımız şey kendimiziz. Kendimizi tüm çıplaklığımızla kabul ettiğimizde, ne korku kalır, ne de utanç.

alıntı

YÜKSELİŞLE İLGİLİ NİYETLER

YÜKSELİŞLE İLGİLİ NİYETLER
“Aurik alanımdaki tüm enerji akışında, çakra sistemimde, süptil bedenlerimde, ızgaramda ve ışık bedenimde benim kendi enerji imzamdan olmayan tüm ızgaraların çözülmesine, dağılmasına niyet ediyorum. Bu enerjileri kendi sahiplerine geri gönderiyorum. Vermiş olduğum kendi enerjilerimin hepsini başkalarından geri alıyorum. Şimdi kendi alanımı, kendi enerji imzam üzerine kurulmuş olan kendi ızgaramla yeniden dokuyorum.”

Yükselmeye niyet ediyorum ve Dünya’daki herkesin ve tüm türlerin küresel yükselişine niyet ediyorum.

Yaşam Dansında Tüm İlişkilerde ve Dünya Üzerinde İnsan Ulusları arasında huzura, barışa niyet ediyorum.

Tüm etkileşimlerde gerçek spiritüel yasaya niyet ediyorum ve Dünya’daki tüm türlere gerçek spiritüel yasanın geri dönmesine niyet ediyorum.

Tüm ilişkilerde şefkat ve yargılamamaya niyet ediyorum ve Şefkatin Dünya’daki tüm İnsanlara geri dönmesine niyet ediyorum.

Yaşam dansımda tüm diğerleri ile aramda birlik ve uyuma niyet ediyorum ve Dünya üzerindeki tüm türler arasında birlik ve uyuma niyet ediyorum.

Kendi rüyamı görmeye (kendi rüyama sahip olmaya), kendi gerçeğimi yaşamaya niyet ediyorum ve başkalarının da yaşam dansında aynısını yapmalarına izin veriyorum.

Karen Danrich “Mila”

YEMİN BOZMA

YEMİN BOZMA


Bu bedende iken ettiğim, ve genetik soyumdaki herhangi birine ait olan tüm yeminleri & kontratları iptal ediyorum :

Şimdi bu yeminlerin & kontratların bu enkarnasyonda ve uzay ve zamandaki tüm enkarnasyonlarda, tüm paralel realitelerde, paralel evrenlerde, alternatif realitelerde, alternatif evrenlerde, tüm gezegen sistemlerinde, tüm kaynak sistemlerde, tüm boyutlarda ve Boşlukta geçersiz ve hükümsüz olduğunu ilan ediyorum.

Ruh, lütfen bu yeminler & kontratlar ile ilişkili olan tüm yapıları, araçları, varlıkları, alışkanlıkları veya etkileri salıver (uzaklaştır)
ALINTI

SUyu SEVGİmizle programlamak

SUyu SEVGİmizle programlamak


Dikkatinizi kalp çakranıza (iki göğsün arası) verin. Orada pembe renkli minik bir ışık yakın ve yavaş yavaş büyütün. Pembe rengiyle ışıl ışıl ışıldayan sevgi enerjisine odaklanın ve sevgi enerjinizin frekansının yükselmesini talep ederek derin bir nefes alın ve verirken bedeninizin her yerini SEVGİnizle doldurun (bunu hissedebilir, görebilir ya da öyle olmasına niyet edebilirsiniz). Kendinizi, tüm bedeninizi SEVGİnizle ödüllendirin
Tüm hücrelerinizin SEVGİyle yıkandığını, temizlendiğini, yenilendiğini ve dengelendiğini hissedin ve bu cümleyi onaylama cümlesi olarak söyleyin.....
 Sonra derin bir nefes daha alın ve verirken pembe ışığınızın yani SEVGİnizin, bedeninizden dışarı yayılmasına niyet edin. Bir AMPUL gibi SEVGİyle ışıldadığınızı hissedin ya da öyle olduğunu bilin (burada bedeniniz ampul ve ampulun teli de kalp çakranız olsun). Ve "ben SEVGİyle dengedeyim" onaylamasını söyleyin.
 Bedeninizden dışarı yayılan SEVGİ enerjinizi önce bulunduğunuz mekana ve sonra da şehrinize yayın. SEVGİnizin ihtiyacı olan her noktaya akmasına niyet edin ve akıtın. Hangi şehirdeyseniz o şehrin ismini söyleyerek, örneğin; "ANKARA'daki tüm yaşam SEVGİyle dengede" onaylamasını söyleyin.
 Şimdi SEVGİ enerjinizin bulunduğunuz şehirden, ülkemizin ihtiyacı olan her yerine akmasına niyet edin ve akıtın. "TÜRKİYE'deki tüm yaşam SEVGİyle dengede" onaylamasını söyleyin.

Ve çalışmaya devam ediyoruz.... SEVGİ enerjinizi DÜNYA'daki tüm canlılara, doğaya akıtın, ihtiyacı olana ve bölgelere ulaşması için .... şimdi DÜNYA'daki tüm SULARA yayın; okyanuslara, denizlere, göllere, derelere, şelalelere, içme sularına, şebeke sularına ve yer altı sularına. SUların yüklendiği tüm olumsuz enerjilerden, kodlamalardan arınmasına niyet edin.

 Bu çalışmayı günlük yaşamınıza da çok rahat aktarabilirsiniz. Çevrenizdeki her suyu, içtiğiniz, kullandığınız ya da ne güzel bir manzara diye baktığınız alanda gördüğünüz dereye, göle, denize sevginizi göndererek mevcut negatif enerjilerinden arınmalarına niyet edin ve sevginizle bu suları yeniden programlayın. Ve sulara yüklediğiniz sevginin herşeye, herkese yani bütüne de yansımasına niyet edin.

 Şimdi bulutlara, yağmur damlalarına, kar tanelerine ve rüzgara bırakın SEVGİnizi, ihtiyacı olan her yere ulaşması adına ve toprağa akıtın SEVGİnizi .... "DÜNYA ve üzerindeki yaşam SEVGİyle dengede" onaylamasını söyleyin.
Hande Soydan Çalışmanın sonuna geldik... yine derin bir nefes alın ve SEVGİnizin dünyadan evrenin sonsuzluğuna yayılmasına niyet edin ve "EVRENdeki tüm yaşam SEVGİyle dengede" onaylamasını söyleyin ...
 ve çalışmanızı bitirin...
...Her yeni güne AMPUL olarak başlamaya niyet edin.... deneyin ve bunun keyfine varın....

internetten buldugum çok güzel bir çalışmayi paylaşmak istedim:

Yapacağımız çalışma bilinçli bir şekilde SUyu SEVGİmizle programlamak ve suya sevgimizi akıtmak. Aslında sadece suya değil, tüm canlılara, doğaya, yaşam alanımıza yani DÜNYAMIZA, evrene...

Zamanınızı fazla almayacak çok kolay bir çalışma. Sadece hayal gücünüzü devreye sokuyor (isterseniz) ve niyetinizi belirtiyorsunuz. Eğer Reiki ya da başka bir teknik biliyorsanız, onu da çalışmanıza katarak enerjinizi yükseltebilirsiniz.

İSİM ANALİZİ

Kendi İsim Analizinizi Yapın
Bir kalem ve kağıt alın öncelikle adınızı ve soyadınızı itinalı bir şekilde kağıt üzerine yukarıda aşağıya doğru yazın; daha sonra isminizdeki harflerin karşılı olan özellikleri her harfin karşılığına gelecek şekilde yerleştirin ve kendi yorumuzu yapın ama şunu unutmayın insan kendi ismini istediği yere yakıştırabilir buda çalışma ve huzurla olur.
A: Atılgan-enerjik
B: Ön sezileri kuvvetli
C: Konuşma ve yazma yetenekleri olan
Ç: Zevk sefa düşkünü
D: Üstün güçlere sahip
E: Sıkıntılardan kurtulmak için mücadele eden
F: Uysal, güvenilirG: İnatçı kişilik, gerginlik
H: Sakin ve durağan
I: Hassasİ: Kırılgan
J: Kaprisli ve kıskanç
K: Başarılı, unvan sahibiL: Sanatsal yeteneğe sahip
M: Ticarete yatkınlıkN: Sağduyulu
O: Gizliliği sever
Ö: İçine kapalı
P: Kendinden emin
R: Sert yapıya sahip
S: Hayalperest
Ş: Çok üretken ve güçlü
T: Duygularını zor açabilen
U: Durgun, çok ağır hareket eden
Ü: Başarısı sürekli engellenen
V: Kendi içine dönük, umursamaz
Y: Geçmiş üzüntüleri sürekli yaşarlar
Z: Bilimsel açıdan, okumayı seven.

Bir kişinin adı A harfiyle başlıyorsa, kişinin algılaması yüksek, atılgan bir enerjiye sahip.
B harfiyle başlıyorsa mücadeleci ve önsezileri güçlüdür.
İsmi F ile başlayanlar güvenilir yapıya sahip olur.
G ile başlıyorsa kıskanç ya da inatçı bir kişilik söz konusu.
V harfi olan isimler başına buyruktur, bildiğini okur, dik kafalıdır.
N sağduyu,
P saygınlık,
L ve
S sanatçı, yaratıcı kişilik,
T ticari yetenek ve kültürel birikimdir.
İsminizdeki harflere dikkat!Bazı harfler isim içinde yan yana geldiğinde ortaya çıkan anlamları da kişilikler hakkında bilgi veriyor;
Rh: Hayatta zor koşullarla karşılaşma
Sa : Para konusunda olumlu ve proje üretebilenLa ve
lu: Proje üretebilen
Da ve du: Sağlıklı ve işte başarılı
Çe ve çi: Para kazanan ama elinde tutamayan
Lu ve bu: Aşkta güzellikler yaşayan
Cu: Önü açık ve şanslı
Ku ve ka: Kariyerinde çok yükselen
alıntı

KALBİNDEN GELEN SESİ.....


OL-SUN


Dua Edin...


KADINLAR ÇİCEKLERİ ÇOK MU SEVER?


Mustafa Kemal ATATÜRK


NENE HATUN


İyi Akşamlar


HEP BİRLİKTE EL ELE


Mustafa Kemal ATATÜRK

"Tarih, bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez. Binaenaleyh böyle bir nikab-ı bâtılın arkasından vatanımız ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler, kanaatler muhakkak iflasa mahkûmdur. Memleketimizde külliyetli ecnebi parası ve birçok propagandalar cereyan ediyor. Bundaki gaye pek aşikârdır ki millî hareketi yanda bırakmak, millî emelleri felce uğratmak ve vatanı işgal gayelerine ulaşmaktır. Bununla beraber her devirde, her ülkede ve her zaman olduğu gibi, bizde de kalbi, asabı zayıf, gayrimüdrik insanlarla beraber, refah ve şahsî menfaatlerini vatan ve milletin zararında arayanlar vardır. Zayıf noktaları arayıp bulmakta pek mahir olan düşmanlarımız ülkemizde bunu adeta bir teşkilat haline getirmişlerdir. Fakat mukaddes gayesi için çırpınan tüm millet azimle bunları mutlaka süpürecektir”
Mustafa Kemal Paşa- Erzurum Kongresi

NEŞE OLSUN


SEVİMLİ İFADELER





















Ya VEDÛD

Ya VEDÛD..İçin mi daralıyor? 
O biliyor, Ya FETTAH de..Huzursuz mu oluyorsun?
 O görüyor, Ya SELAM de..Gönlün mü kırık? Ona dayan, Ya CEBBAR de..…Günahların mı var? Ona yönel, Ya TEVVAB Ya AFÜV de..Kimse seni anlamıyor değil mi? O seni bekliyor, Ya MÛCİB de..Ve seni biricik yaratan Rabbine,Ya VEDÛD seni seviyorum de..

HAYAT KURTARAN TAVSİYELER

Telefona SOL kulağınızla cevap verin.
* Günde 2 (iki) kere kahve içmeyin.
* SOĞUK su ile hap almayın.
* 19 'dan sonra YEMEK yemeyin.
* Tükettiğiniz YAĞLI gıdaların miktarını azaltın.
* Sabahları daha çok, akşamları ise daha az SU için.
* Cep telefonu BATARYA'ları ile mesafenizi uzak tutun.
* UZUN süre kulaklık takmayın.
* Gece 10 sabah 06, en ideal uyuma saatleridir
* Uyku öncesi İLAÇ aldıktan sonra hemen uzanmayın.
* Şarjınız SON çizgiye indiğinde, yani çok çok az bir şarj seviyesinde iken telefona cevap vermeyin, zira yaydığı radyasyon 1000 kat fazladır

BUGÜN BENİM İÇİN MUHTEŞŞEM GEÇECEK


EY TÜRK GENÇLİĞİ